27 Temmuz 2017 Perşembe

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

"Tüysüzleri kim koruyor?"

12 Ocak 2017 tarihli yazısı

 

Kocaeli 3. Ağır Mahkemesinde görülen Tüysüzler Davasına ilk kez katılıyorum.

14. Celse, saat 09.30.

Mahkeme salonu önündeki koridorda kalabalık var. Çünkü mağdur sayısı fazla. Ve tamamını içeri almak, fiziki koşullar nedeniyle mümkün değil.

Mahkeme başkanı, Eski Adalet Komisyonu Başkanı olan Yusuf Coşkun.

Duruşunu, kalitesini, ciddiyetini bütün adliyenin ve avukatların yakından bildiği bir isim.

Duruşma başlar başlamaz mağdurlara ve avukatlarına, basına verildiği iddia edilen "Tüysüzler mahkemeyi satın mı aldı?" demeçleri nedeniyle sert sözlerle yükleniyor:

 

"EĞER ŞÜPHENİZ VARSA..."

  • Tekrar uyarıyorum. Bu kürsüyü töhmet altında bırakamazsınız. Eğer bir şüpheniz varsa, "Bu hakimler Tüysüzlerin yakınıdır, rüşvet alıyor, onları koruyorlar" diye şüphe duyuyorsanız, dilekçe verin, şikayet edin, yasal haklarınızı kullanın. Başka bir heyet gelsin, bu davaya o baksın. Biz çekiliriz. Çok da memnun oluruz. Bu davaya bakıyoruz diye devlet bize ilave para veriyor, değil.
  • Ben 34 yıllık hakimim. Bunun 20 yıldan fazlası ağır ceza hakimliği ile geçti. Bize işimi öğretecek değilsiniz. Durup durup "Bu dava neden uzuyor?" diyorsunuz. Bıktırdınız ya!
  • Üç tane şikayetçisi olan davalar bile 3 yıl sürüyor. Biz 800 tane şikayetçisi olan davayı 2 yılda bu aşamaya getirmişiz, adeta bir mucizeyi gerçekleştirmişiz. Ve bu, Türkiye şartlarında sık görülen bir şey değil.
  • Gidip basına demeç veriyorlar, "Tüysüzleri kim koruyor?" diye. Ben bu kürsüye kefilim. Hakim arkadaşlarıma, savcı arkadaşlarıma kefilim. En ufak bir şüpheniz varsa, Tüysüzleri korumayan bir heyet gelsin. Biz çok meraklı değiliz? Ben bu saygısızlığa tahammül edemem. Biz tüylüymüş, tüysüzmüş tanımayız. Yasa ne diyorsa, o olur.
  • Sayın avukatlar, asıl sizlerin usul hakkında müvekkillerinizi bilgilendirmeniz lazım. "Normalde bu dava uzar, mahkeme kısalttırıyor" demeniz lazım.
  • Ve hala anlatamadık. Burası ceza mahkemesi, para ödeyecek mahkeme değil. Biz sizin paranızı ödeyecek değiliz.

 

SAVCI: DOLANDIRICILIK YOK

Duruşma başladı, zaman ilerliyor.

En nihayetinde savcı esas hakkındaki mütalaasını verdi:

1. Sanıklar Melike Zortaş (Tüysüz), Perihan Tüysüz, Esengül Uludağ ve Turgay Tüysüz'ün atılı suçlardan beraatlerine;

2. Sanıklar Yüksel Tüysüz, Cemalettin Tüysüz, Turgut Tüysüz ve Cengiz Tüysüz'ün güveni kötüye kullanmak ve nitelikli dolandırıcılık suçlamasıyla ilgili yeterli açık, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatlerine;

3-Sanıklar Yüksel Tüysüz, Cemalettin Tüysüz, Turgut Tüysüz ve Cengiz Tüysüz'ün Bankacılık Kanunun ilgili maddeleri gereğince cezalandırılmalarına, karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur...

Sanık avukatları esas hakkındaki savunma için süre istedi.

Mahkeme, duruşmayı 17 Şubat'a erteledi.

 

"TÜM BORÇLARIMIZI ÖDEYECEĞİZ"

Bu arada...

Ne kadar doğru, bilmiyorum.

Ama hem mahkemede, hem de duruşma sonrasında avukatlar arasında konuşuldu.

Tüysüzler, İstanbul Fatih'te ve yine "Tüysüzler" tabelasını kullanarak ama muhtemelen akrabalarının yanında kuyumculuk işleri yapmaya devam ediyorlarmış.

Fatih'in neresinde bilmiyorum.

Zaten gidip konuşsam ne olacak?

2.5 yıl önce yaptıkları gibi, "Tüm borçlarımızı ödeyeceğiz. Tüm alacaklılardan ve kamuoyundan ricamız, bizlere olan itimatlarını korumaları ve yakın gelecekte sorunu çözeceğimize dair inançlarını kaybetmemeleridir" benzeri bir açıklama ile döneceğim muhtemelen.

Mağdurlar gitse...

"108 Cumhuriyet altını verdim" diyenler, "4 bilezik parası verdim, bilezikleri 10 gün sonra alacaktım" diyenler, "Emanetteydi" diyenler, Cemalettin Tüysüz'ü bulsa, yakasına yapışsa ne olacak ki?

Unutmadan;

Mahkeme heyeti, "Zararı giderilen veya şikayetinden vazgeçen var mı?" diye sordu.

Ama kimseden yanıt çıkmadı.

 

"DOLANDIRICILIK" TANIMI DEĞİŞMELİ

Gelelim benim bu davadan ve konuştuklarımdan çıkardığım sonuçlara:

1. Bu ülkede tokatlama/dolandırıcılık (adı her neyse) bu tür hadiseler yıllardır yaşanır. Önceden bankerler vardı. Sonra holdingler para toplamaya başladı. Kuyumcular zaten her dönem topluyorlar. Siyasetin bu manzarayı görüp adım atması, kanun çıkarması, para toplayan ve hatta para veren için ağır cezalar öngörmesi lazım. Vereceksin 20 sene, bak bakalım bir daha yaşanıyor mu? Başka türlü bu mağduriyetler biter mi? Ayrıca yaşanan mağduriyetler nedeniyle, hem emniyeti hem mahkemeleri hem de toplumu yoruyoruz ve mağduriyetleri her geçen gün artırıyoruz.

2. Anladığım kadarıyla bu adamlar mevcut kanunlardaki açıkları iyi tespit ediyorlar. Mesela bu hadise, tam olarak "dolandırıcılık" faaliyeti içine girmiyor. Neden? Çünkü dolandırıcılıkta kişinin rızası yok. Ama burada var. İnsanlar bilerek ve isteyerek vermişler paralarını. Sahte altın da vermemişler. Bu nedenle de, "Bu dava ağır cezada değil, hukuk mahkemelerinde ve icra dairelerinde görülmeli" diyebiliyorlar. Sonuç: Yaklaşık 800 mağdur ve ortadan kaybolan 30 milyon lira. Ez cümle, "dolandırıcılık" suçunun tanımı da değişmeli.

 

NE KADAR CEZA ALIR?

3. Bu sistemde devlet parayı kayıt altında tutamadığı gibi, önemli miktarda vergi kaybı da yaşıyor mu? Evet. İşin bu tarafı da var. Ve Türkiye genelini düşündüğünüzde, kaybın ne kadar büyük olduğunu siz düşünün!

4. Tüysüzler olayı ne ilk ne de son olacak. Gülaçtı'nın Bankacılık Kanununa muhalefetten aldığı ceza çok farklı mı? Ya İslam ve Ramazan Kadıçeşmelerin sahibi olduğu Altınbahar Kuyumculuk'un durumu? "Daha pek çok kuyumcu sırada" dedikoduları yıllardır kulaklarımızı çınlatırken, adım atmamak, sorunu görmezden gelmek doğru ve anlaşılır değil!

5. Şayet mahkeme savcının talebi doğrultusunda karar verirse, Tüysüzler birkaç yıl ile bu işten sıyrılabilir. Ceza 2 yılın altına düşerse zaten para cezasına çevriliyor. Yeni çıkan KHK'larla, 4 yıldan az cezalara da indirim falan getirilmiş galiba. (Burasını da siz öğrenirsiniz) Mağdur sayısı fazla olduğu için elbette ceza miktarları artabilir. Mahkeme en üst limitten ceza verebilir. Her şey mahkemenin takdirinde.

Son olarak...

Duruşmanın başında hakimin söylediği gibi:

Sanıklar hangi cezayı alırsa alsın, mahkeme mağdurların parasını ödemiyor!

 

TÜYSÜZLERRR


 

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanının

Bilişim Vadisi cevabı

 

"Bilişim Vadisi'nde artık Kocaeli yok" yazısından sonra...

Doğrusunu söylemek gerekirse hareketli bir gün geçirdik.

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Basın Danışmanı Yusuf Ziya Orhan önce aradı, ardından da Bakan Faruk Özlü'nün açıklamasını gönderdi.

Aktarmak istiyorum:

 

KOCAELİ'NİN DEĞİL TÜRKİYE'NİN PROJESİ

"2023 hedefleri doğrultusunda Kocaeli'nde inşa edilen Bilişim Vadisi Projesi aslında Türkiye'nin bir vizyon projesidir. ABD'deki benzer proje ile özdeşleşen Bilişim Vadisi Projesi sadece Kocaeli'nin değil Türkiye'nin projesidir. O nedenle bu projeyi yürüten yönetim kurulunun da yapılan seçimler sonucu Türkiye'yi temsil edecek yeni isimlerden oluşması projenin katma değerini bir kat daha artıracaktır.

Yeni yönetimle akademik, özel, kamu ve sivil toplum sektörleri arasındaki birleştirici gücü kullanan bir yapılanma modeli hedeflenmiştir. Bölgeyi, bilişim teknolojileri alanında bir cazibe merkezi haline getirecek olan proje ile Türkiye, dünyaya teknoloji ihraç edecek hale gelecektir.

Bilişim Vadisi Projesi ulusal bir projedir. Dünyanın her yanından yatırımcı buraya gelecektir. Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı Arda Ermut da bu amaçla bu projede görevlendirilmiştir. ..

Kurulduğu günden bakan olduğum güne kadar geçen yaklaşık 4 yıllık sürede bilişim vadisine bakanlığımız tarafından 41 milyon 620 bin tl destek sağlanırken, benim bakanlığımda geçen 8 aylık sürede de yaklaşık 38 milyon tl destek sağlanarak projenin daha hızlı ilerlemesi sağlanmıştır.

Projenin bu aşamaya gelmesine kadar olan süreçte başta eski yönetim kurulu üyeleri olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür eder seçilen yeni ve profesyonel yönetimle bundan sonraki süreçte Türkiye'yi bilişim üssü yapacak Bilişim Vadisi Projesi'nin daha hızlı ve dünya ile rekabet eder, biçimde gelişeceğine olan inancımı bildiririm."

 

BENDEN ÖNCE, BENDEN SONRA

Benim yukarıdaki açıklamada takıldığım tek yer, "Benden önce, benden sonra" ayrımının yapılması.

Açıklamada özetle diyor ki;

"Benden önceki 4 yılda Bilişim Vadisi projesine bakanlığımız 41 milyon destek sağlamıştı.

Ben göreve geldiğim 8 aylık süre zarfında ise 38 milyon lira destek verdim, projenin daha hızlı ilerlemesini sağladım."

Yani, denecek laf mı bu şimdi?

Böyle bir karşılaştırmaya ve ayrıma ne gerek var?

AK Partili bir bakan, kendisinden önceki AK Partili bir bakan ile kendisini neden mukayese etsin?

Hem yakışır mı?

"Ben daha çok harcadım. Dolayısıyla daha çok çalışıyorum" yorumu doğru mu?

Bir kez daha yakışmadı Sayın Orhan.

Bir kez daha hoş olmadı.

 

FARUK ÖZLÜ


 

Cumhurbaşkanı ile görüştükten sonra...

 

Bilişim Vadisi yönetim kurulu üyelerinin - Gebze Teknik Üniversitesi hariç- değiştirilmesi...

Kocaeli Valiliği, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Gebze Ticaret Odasının tamamen devre dışı bırakılması ile ilgili yazıdan sonra...

Çok kişiyle görüştüm, sohbet ettim, yansımaları dinledim.

Edindiğim izlenimleri 5 madde altında özetlemek istiyorum:

***

1. ÇATIŞMA DEĞİL!

Faruk Özlü bakan ama siyasetçi değil. Olaylara siyasi perspektifle bakmıyor. "Her yere kendi adamlarımı getireyim, her tarafa hakim olayım" diye değil, doğrusu ne ise onu yapmak istiyor. Dolayısıyla Bakan Özlü'nün aldığı bu karar dışarıdan "çatışma" olarak okunsa da, aslında "Siyasetten uzak bir anlayışla işe odaklanmanın neticesi". Çatışma olsa, Bakan Işık'ın bakanlıktaki ekibini komple değiştirirdi. Ama çok büyük oranda değiştirmedi. Ve onu tanıyan herkes nezaketine atıfta bulunuyor. Konusundaki uzmanlığı, bilgi ve tecrübesine ise kimse tek laf söylemiyor.

2. TAVSİYESİ İLE...

Bakan Özlü, yaklaşık 2 ay önce Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bu proje hakkında sunum yaptı. Dolayısıyla burada atacağı adımlar konusunda Cumhurbaşkanını bilgilendirdi, fikir alışverişinde bulundu. Mesela MÜSİAD Başkanı ile İSO Meclis Başkan Yardımcısının yönetime girişini bu sunumda Cumhurbaşkanı istemiş olabilir. Hatta... İki haftalık müsteşar yardımcısını müsteşar yardımcısı yapan ve Bilişim Vadisi Projesi Yönetim Kurulu Başkanı olmasını isteyen de Cumhurbaşkanı olabilir. İhtimal dahilinde. Hatta kuvvetle muhtemel.

3. KİM, NE YAPAR?

Yeni yönetim kuruluna giren;

Müsteşar yardımcısı, bakanlığın projeyi bizzat ve yakından yöneteceğinin işareti.

MÜSİAD Başkanı, muhtemelen özel sektörü organize etme görevini üstlenecektir.

İSO Meclis Başkan Yardımcısı Hasan Büyükdede, öğrendiğim kadarıyla organize sanayi bölgeleri konusunda uzmanmış.

TÜBİTAK da, sadece MAM ile değil tamamen işin içinde olacak.

Gebze Teknik Üniversitesi ise bilimsel alt yapıyı, işin akademik ve yerel unsurlarını yönetecek taraf olabilir.

Projede görevlendirilen Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı da, projenin özellikle yurt dışındaki PR işini üstlenir, yabancı yatırımcıları projeye dahil etmeye çalışır, diye düşünüyorum.

4. MEVZU VALİ, BAŞKAN DEĞİL!

Bir önceki yazıda da söyledim. Bilişim Vadisi, gerçekten de Kocaeli'nin değil Türkiye'nin projesi. Ankara ve İstanbul'dan yönetilmesi, bu açıdan önemli, doğal ve normal. Ve ben, hiçbir şekilde Hasan Basri Güzeloğlu'nu, İbrahim Karaosmanoğlu'nu, Nail Çiler'i savunmuyorum. Onların bu iş için biçilmiş kaftan olduklarını da düşünmüyorum. Amma...

Bu proje, bu kentte yapılıyor. Ve yıllarca sanayi tesislerine ev sahipliği yaptığı halde onları benimseyememiş olan bu kent, Bilişim Vadisi Projesini kucaklamak, sırtında taşımak, ortaya çıkacak sıkıntılarını çözmek istiyor. İşin içinde olmak, olmaya devam etmek istiyor. Bence olay, bundan ibarettir. Ve bu istek, göz ardı edilmemelidir.

5. ANKARA'NIN TEK GÜNDEMİ

Öğrendim ki, yeni Anayasa maddelerinin TBMM'de oylandığı bir dönemde, Bilişim Vadisi Yönetim Kurulu değişikliği Ankara'da konuşulmuyor bile. Bilişim Vadisinin kamu mantığı ile yönetilmesini ister miydim? Elbette istemezdim. Ancak bu tablo da Silikon Vadisi örneğine yaklaşmak için yeterli değil gibi geliyor bana. Projenin Türkiye'ye katkısını esas alan ve bu katkının önündeki bütün engelleri kaldırmaya dönük hızlı adımlar atacak bir irade, inşallah bu değişikliği yapanların zihnindedir. Aksi taktirde, Ali yerine Veli gelse ne olur, gelmese ne olur?

 

FARUK ÖZLÜ FİKRİ IŞIK

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
eskar Gökhan Otel Ramada romatem İBRAHİMOĞLU 2017 konak_dr ACARLAR TURİZM YENİ Aytaş Şömine
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT UstGrup Medicalpark Başiskele Sigorta cemtur son reklam Beykar BasiskeleSanayi Ford