22 Ocak 2017 Pazar
Galip Ataman

Galip Ataman

galipataman@mynet.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Gazetecilik; emek, bilgi ve yürek ister

Galip Ataman

11 Ocak 2017 tarihli yazısı

 

Gazeteciler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Basın bir milletin müşterek sesidir” sözünü kendilerine düstur edinerek kamuoyunu her koşulda ve her zaman bilgilendirmek için 7/24 özveri ile çalışır.
Toplumu bilgilendirme, öğretme, aydınlatma, yönlendirme görevini yaparken çeşitli zorluklar ile karşılaşır.
Yaptıkları kamuoyunu ilgilendiren, gerçek, güncel yazılardan dolayı aranmazlar ama küçük bir hata nedeni ile başta patronlar olmak üzere mahkemelerde hesap vermek zorunda kalırlar.
Dün, gazetecileri onurlandırmak için 1961 yılından buyana kutlanan “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” yıldönümü idi.
Neden kutlandığını bilmeden gazeteye gelerek, telefonla arayarak, bildiri yayınlayarak “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü”nü tebrik eden herkese teşekkür ediyorum.
Bilinmesinde yarar var; O tarihte Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul, Yeni Sabah Gazete sahipleri çalıştırdıkları gazetecilerin ücretleri dahil sosyal ve yasal haklarını belirleyen hükümleri içeren yasayı protesto etmek için 3 gün gazetelerini kapatmışlardı.
Bugün gazete patronları gazete kapatmıyor ama işlerine gelmeyen, siyasi ve ekonomik rant kapılarına çomak sokan, gerçekleri yazan gazetecilerin işine son veriyor.
“10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” sadece patronlar değil gazeteciler de öz eleştiri yapmalı, kalemlerinin yanlış kullanılması halinde toplumda, ailede, kişilerde ne tür travmalar yarattığına dikkat etmelidir.

 

fotoğraf

 

Demokrasinin temel taşlarından olan, yasama, yürütme, yargıdan sonra 4. güç olarak kabul edilen gazetecilik; doğru ve güncel haber yapmayan, taraf olan, özel hayata ve kişilik haklarına saldıran gazeteci sayıları artarken sektör de güven yitiriyor.
Emek sarf ederek yapılan haberleri masa başında “kes-kopyala-yapıştır” yöntemi ile kullanarak okura saygısızlık eden gazetecilerin sayısı ise artıyor.
Dün Engin Şahin’in “Bilişim Vadisi’nde artık Kocaeli yok!” başlıklı yazısını özel haberleri gibi okurları ile paylaşan gazeteciler gibi.
“10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü”nde işini severek, emek harcayarak yapan, doğruları kamuoyu ile paylaşan gazetecilerin sık sık karşılaştığı bir mahkeme kararından bahsetmek istiyorum.

YARGILAMA 11 YIL SÜRDÜ
6 Mayıs 2005 tarihinde Umuttepe kampüsünde düzenlenen Kocaeli Üniversitesi Bahar Şenliği’nde öğrenciler eğlenirken, çıkan olaylara müdahale eden bir jandarma eri yaralanmış, kaldırıldığı GATA Asker Hastanesinde şehit düşmüştü.
O tarihlerde çalıştığım Kocaeli Gazetesi’nde, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasret Çomak dönemini eleştirerek, “İletişim Fakültesinde unutulmayacak acı olaylar yaşandı. Bahar Şenliği takviminde değişiklik yapılmasaydı üniversitede kan dökülmeyecek, bir jandarma eri ölmeyecek, öğrenciler gözaltına alınmayacaktı” yazmıştım.
Önce İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ne dekan atanan, emekli olduğu 1 Aralık 2014 tarihine kadar rektör yardımcısı olarak çalışan Hasret hoca, “kişilik haklarına saldırıda bulunduğum, hakaret ettiğim, küçük düşürdüğüm, onurunu kırdığım” gerekçesiyle yargıya gitti.
Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu, 50 bin TL tazminat davası açtı.
Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin lehime verdiği karar, Yargıtay 2. Ceza Dairesi ilamıyla onandı, dosya kapandı.
Ama Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açılan manevi tazminat davası 11 yıl sürdü.
Yerel mahkeme 9.10.2014 tarihinde 2 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkum etti.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 14.03.2016 tarihinde verdiği kararla yerel mahkemenin 2 milyon TL tazminat kararını “BOZDU”.
Yüksek mahkeme 2016/3260 sayılı kararında, “Davaya konu olayda, talebe konu köşe yazısında davacının dekanlık görevi sıurasında üniversitede gelişen bir takım olaylara yer verilerek davacının idari yönden aldığı kararlar hakkında görüş beyan edilmiş olup YAYIN İÇERİĞİNİN ELEŞTİRİ SINIRLARI DAHİLİNDE KALDIĞI da gözetilerek, davalının MANEVİ TAZMİNAT İLE SORUMLU TUTULMUŞ OLMASI USUL VE YASAYA UYGUN BULUNMAMIŞ, kararın BOZULMASI gerekmiştir. Davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına 14.3.2016 tarihinde karar verildi” dedi.
Sizin anlayacağınız; Yüksek mahkeme, “Dönemin KOÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasret Çomak’ın 50 Bin TL tazminat istediği Galip Ataman’ın 11 yıl önce yazdığı köşe yazısı gerçektir, günceldir, kamu yararı ve toplumsal ilgi vardır” dedi.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi oy birliğiyle aldığı kararda, “Basın olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olayda ki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir… Gerek yazılı ve gerek görsel basın kamu yararı işlevin yerine getirirken özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özel biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır…” yazarak gazetecilere, siyasilere, bürokratlara, akademisyenlere ders verdi.
Umarım Yargıtay’ın, yazılarımla ilgili bu ve bundan önceki kararları eleştiriye tahammülü olmayan, hoşgörü fakiri siyasilerle bürokratlara ders olur, gazeteciler de örnek alır.

 

KOCAELİ’YE AYIP ETTİLER!

 

Engin Şahin’in “Bilişim Vadisi’nde artık Kocaeli yok!” başlıklı yazısından çok etkilendim.

Muallimköy’de 16 Ağustos 2012 tarihinde kurulan, 26 Mayıs 2015 tarihinde temeli atılan “Bilişim Vadisi”nin yaklaşık 10 yıllık öyküsü gözümün önünden film şeridi gibi geçti.

Dönemim Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanları Nihat Ergün ve Fikri Işık’ın  “Bilişim Vadisi”ni Eskişehir, Bursa, İstanbul yerine Kocaeli’ye getirebilmek için yaptıklarını hatırladım.

Valiler Ercan Topaca ve Hasan Basri Güzeloğlu’nun “Bilişim Vadisi” önündeki

engelleri Sayın Bakanlar’dan aldıkları talimat ve destekle nasıl aştıklarını anımsadım.

Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Halük Görgün’ün “Bilişim Vadisi” arazisinin devri ve kamulaştırması konusunda verdikleri mücadeleyi düşündüm.

Allah biliyor ya, bir gün Düzceli Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün “deprem” yaratacak karar ile yönetimi değiştireceğine hiç ihtimal vermemiştim.

Sayın Düzceli Bakan, Bilişim Vadisini yerelden çıkarıp ulusala taşımak için böyle bir karar almış olabilir.

“Bilişim Vadisi yönetim değişikliği, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı olarak benim tasarrufumda” diyerek eskilerin görevine son verebilir.

Belki de, “Memlekette herkes operasyon yapıyor. Ben de Bilişim Vadisinde yapayım” diyerek yola yeni üyeler ile devam edebilir.

Sayın Bakanın kararı ilk bakışta karar doğru olabileceği gibi saygı da duyulabilir.

Ama çalışmak istemediği bürokrat, sanayici ve işadamlarına “Siz bira dinlenin” derken bunun yolu ve yordamı bu olmamalıydı.

En azından “ahde vefa” deyip geçmişte 25 milyon kamulaştırma yapan Bilişim Vadisi yönetimkurulu üyelerinin emeğine, alın terine, aldığı riske nezaketen de olsa saygı gösterebilirdi.

Kamuoyunda deprem etkisi yaratan operasyon kararını müsteşar yardımcısı marifetiyle açıklamak için, Kocaeli’de devletin ve hükümetin temsilcisi ve ayrı ayrı her bakanın mümessili, bunların idari ve siyasi yürütücüsü, Bilişim Vadisi Yönetim Kurulu Başkanı Vali Hasan Basri Güzeloğlu’nun toplantıda olduğu bir tarihi seçebilirdi.

Sayın Vali’nin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı ile Bizimköy Engelliler Üretim Merkezi’ni ziyareti sırasında yönetim kurulu başkanlığının sona erdiğini duyurmak “şık” olmadı.

Hele hele, “Bilişim Vadisi” mimarlarından görevi devir aldığı, aynı hükümette görev yaptığı Milli Savunma Bakanı Fikri Işık ile görüşmeden böyle bir değişiklik yapması devlet geleneğine yakışmadı.

Sayın Bakan’dan, Vali Hasan Basri Güzeloğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Gebze Ticaret Odası Başkanı Nail Çiler, TÜBİTAK MAM Başkanı Bahadır Tunaboylu’ya “güle güle” derken kamuoyunu ikna edecek gerekçelerini de açık yüreklilikle açıklamasını, kuru kuru da olsa teşekkür etmesini beklerdim.

 

GELENLERİ TANIYALIM

Kocaeli, Türkiye için çok önemli olan, koyduğu hedefler ile Türkiye’nin Bilişim ve Teknoloji Çağında söz sahibi olacak tesisleri kuran, personel yetiştfren Bilişim Vadisi TÜBİTAK (43.39), Gebze Teknik Üniversitesi (27.34), KOSGEB (25.63), Kocaeli Büyükşehir Belediyesi (1.52), Türk Standartlar Enstitüsü (1.61) Kocaeli Sanayi Odası (0.08), Kocaeli Ticaret Odası (0.08), İstanbul Ticaret Odası (0.08), İstanbul Sanayi Odası (0.08), Gebze Ticaret Odası(0.08), TOSB (0.08), Kocaeli Üniversitesi (0.01)’nden oluşuyor.

Bugüne kadar başarılı ve yararlı çalışmaların ötesinde takdir edilecek projelere imza atan Vali Güzeloğlu başkanlığında Karaosmanoğlu, Görün, Tunaboylu, Çiler’den oluşan yönetimden 4’ü gitti.

Allah’tan Sayın Bakan’ın dokunmadığı GTÜ Rektörü Prof. Dr. Halük Görgün kalmış da yeni gelenlere Bilişim Vadisinde bugüne kadar yapılanları anlatacak bir isim kalmış.

Gidenler gitti. İşte gelenler; Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı müsteşar yardımcısı Faruk Şekerci, MÜSİAD Başkanı Nail Olpak, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Arif Ergin, İstanbul Sanayi Odası Başkanı Hasan Büyükdere.

Bilişim Vadisi yeni yönetimine giren TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Arif Ergin’e itirazım yok.

Ama MÜSİAD Başkanı Nail Opak’a itirazım var. Kimse alınmasın ve yanlış anlamasın ama hükümetin Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Özlü’nün MÜSİAD’a göz kırpmasını, başkanını Bilişim Vadisi yönetimine almasını doğru bulmuyorum.

 

bilişim vadisi

 

Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Gebze Ticaret Odası Başkanı Nail Çiler dururken İstanbul Sanayi Odası Başkanı Hasan Büyükdere’ye yönetimde görev verilmesini yadırgıyorum.

Devlet deneyimi ve tecrübesi olmayan, bilişim ve teknoloji sektörü ile uzaktan yakından ilgisi bulunmayan Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı müsteşar yardımcısı Faruk Şekerci’nin yönetime girmesini, hem de başkan yapılmasını kabul etmek mümkün değil.

Bilişim Vadisi yeni yönetimi oluşturulurken bilişim ve teknolojide söz sahibi üniversiteler ile kurum ve kuruluşların temsilcileri davet edilseydi.

3 yıllık performansı ile kısa sürede çok mesafe alınmasını sağlayan Vali Hasan Basri Güzeloğlu başkanlığa devam etmiş olsaydı!

Düzceli Sayın Bakan Bilişim Vadisi yönetiminde operasyon yapmadan önce keşke önceki bakan Fikri Işık’ın kapısını çalıp, Sayın Bakanım, gözünüzün nuru gibi koruyup kolladığınız, gelişmesi için yoğun çaba harcadığınız Bilişim Vadisi yönetiminde değişiklik yapmak istiyorum” diyerek görüş ve düşüncelerini almış olsaydı!

Sayın Özlü, kamuoyunda büyük tepki alan operasyonu ile bir süredir Bilişim Vadisinin başarılı çalışmalarını, projelerini dillerine pelesenk yapanların, TBMM’ye taşıyanların eline koz vermedi, ekmeklerine yağ sürmedi KOCAELİLİLERE büyük bir haksızlık yaptı.

Umarım Sayın Bakan kamuoyundan gelen tepki sonrası Bilişim Vasisinde yaptığı operasyona pişman olmuştur.

 

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
AMERİKAN KÜLTÜR OKULLARI ACARLAR TURİZM YENİ Beykar Sanberk İnşaat artıotomat Hazal parke İbrahimoğlu İnşaat 2016
cemtur son reklam Koto taziye MOBESKO Aytaş Şömine Akmis Eleman ilanı