28 Şubat 2017 Salı
Ozan Özgenç

Ozan Özgenç

oozgenc@gmail.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Yeni anayasa ve devlet meselesi

Ozan Özgenç

10 Ocak 2017 tarihli yazısı

Açıkçası hala tam olarak netleşmese de, kamuoyuna yansıdığı kadarıyla Yeni Anayasa özellikle Başkanlık sistemi üzerinden yeniden şekillendiriliyor.

Dolayısıyla günü geldiğinde oylayacağımız şeyin yeni anayasadan çok, Başkanlık sistemi olduğu aşikar.

Her ne kadar iktidar, konuyu buraya bağlamayıp, genel bir değişiklik olduğu üzerinden siyaset yapsa da, durum aslında bu.

Bunu yadsımanın, evirip çevirmeye çalışmanın da aslında bir anlamı yok.

Çünkü, Başkanlık yanlısı olanlar koşulsuz olarak bir Recep Tayyip Erdoğan sevgisiyle hareket ediyor zaten.

Yani Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği istikamet, AK Partili seçmen için her daim bir ön kabul.

Yanı sıra, Başkanlık çıkışlı olarak, yeni anayasaya yekten karşı çıkan özellikle CHP’lilerin tavrı da aynı merkezden yükseliyor.

Recep Tayyip Erdoğan ve onun istediği her şeyin olmaması bir ön kabul.

Bu da şunu gösteriyor:

Kimse aslında ‘öncelikle’ Anayasa’yı tartışmıyor.

***

Benim bu konuya bakışım, başından beri hukuk ve devlet düzeni minvalinde.

Aslına bakacak olursanız benim için, bu ülkeyi yönetin kişinin diktatör, demokrat ya da teknokrat olmasının çok anlamı yok.

Önemli olan, ilkeli, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne, liyakate dayalı işleyen, kişilere göre asıl istikametini değiştirmeyen bir devlet mekanizmasının kurulması.

Yani dönemsel politikalara, anlık ilişkilere, seçilen herkese göre değil, geçmişi yüzlerce yıl öncesine dayanan devlet geleneğini sürdüren ve yüzlerce yıllık politikalara göre dizayn edilen bir devlet.

O zaman, sisteminin ya da yönetim şeklinin ne olduğunun, ülkenin başında olan kişinin gizli hesabının olup olmamasının çok bir espirisi olmaz.

Lâiklik, dindarlık, demokratlık gibi kavramlar, kişilerin ya da partilerin kitleler üzerinde kullandığı bir ayraç, devlet üzerine bir zımbalanıp, bir sökülen etiketler olmaktan çıkar.

Devlet, zaten her vatandaşına aynı yakınlıkta ve evrensel ilkeler üzerinden, kimliğine, dinine, ideolojisine bakmadan yaklaşmalıdır.

Bu durum sağlanamadığı müddetçe bizler, Türkiye’de hep bir anayasa ve sistem tartışması yaşamaya devam edeceğiz.

Geçmişte dindarlık, nasıl irtica tehdidi olarak algılandıysa, bugün de lâikliğin benzeri bir tehdit algısına maruz kaldığını kaç kişi reddedebilir?

 ***

Özetle, 15 Temmuz’da kendisini açığa vuran FETÖ saldırısı, geçmişte yaşadığımız 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat darbeleri, hep devletin ele geçirilmesine yönelik girişimlerdi ve bu girişimleri yabancı bir elin desteklemesi de çok bilinmeyen bir durum değildi.

Anayasa değişikliği için önümüze gelecek referandum ise, mecliste her türlü kavga ve gürültüye rağmen, son tahlilde milletin vekilleri tarafından hazırlanıp önümüze konulması bakımından milli bir teşebbüs olarak önem arzetse de, üzerinde tartışılan ve kafa karıştıran meselelerin bizim asıl meselelerimiz olduğunu söyleyebilmek, kanımca çok doğru olmayacak.

15 Temmuz’la birlikte iyice güven kaybeden devlet mekanizmasını, eğer zorlama yöntemlerle doldurmaya, ideolojik çatışmalara göre şekillendirmeye devam edersek, Kânunî Esâs-î’den günümüze yap-boza çevirdiğimiz anayasanın, bundan sonrası için de çok uzun soluklu bir hükmü olmayacaktır.

Yakın tarihimize dönüp bakmak, bunu anlamak için yeterli olacaktır.

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
UstGrup BasiskeleSanayi konak_dr ACARLAR TURİZM YENİ İBRAHİMOĞLU 2017 Aytaş Şömine Akmis Beykar Hazal parke
Ekcan kesmar cemtur son reklam artı otomat 2017