20 Eylül 2017 Çarşamba

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

İrfan Kabaloğlu: 30 yıldır ben böyle bir şey görmedim

04 Ocak 2017 tarihli yazısı

Geçen hafta yaşadığımız elektrik kabusu nedeniyle, kulakları en çok çınlayan kurum şüphesiz SEDAŞ oldu.

"Biz de elektrik alamıyoruz..." açıklamasını yapan SEDAŞ nedense kimseyi inandıramadı!

Sonrasında Enerji Bakanı Berat Albayrak ilimize geldi ve "7 ana omurga hattımızın tamamı koptu" ifadelerini kullandı.

Bakan Albayrak'ın açıklamasını önemsemekle birlikte...

Konuyu değerlendirecek ve daha sade bir dille anlatacak yerel dinamiklerden bir isim aramaya başladım.

Ama olaylara doğru açıdan yaklaşacak, bizleri genel geçer beyanatlarla uyutmayacak bir isim olsun, diye düşünürken...

Aklıma hemşehrim geldi.

Kocaeli, Sakarya, Bolu, Düzce ve Zonguldak'ta 2 bin 400 üyesi bulunan TES-İŞ Sendikası Sakarya Şubesinin başkanı, Derince'de ikamet eden, Artvinli İrfan Kabaloğlu.

Kabaloğlu, dürüstlüğüne pek çok kez şahit olduğum güvenilir isimlerden biri.

Üstelik uzun yıllar Elektrik Arıza biriminde çalışmış, 30 yıldır bu işlerin içinde olan bir uzman.

Ne yalan söyleyeyim:

Onun açıklamaları beni SEDAŞ'tan çok daha fazla tatmin etti, daha çok doyurdu.

Peki neler söyledi?

Lütfen, sıkılmadan, sonuna kadar okuyun.

Son dönemde yaşanan arızalara ve yorumlara ilişkin en azından bilginiz olsun!

***

ÜÇ PERSONEL YARALI

  • İzmit'in üst taraflarında şehirler arası nakil hatları var. İstanbul'a elektriği Anadolu tarafından bu hatlar taşıyor. Dilovası'nın, Hereke'nin, İlimtepe'nin yukarılarından geçen bu hatlar, 380 bin kilovolt'luk. Yani en yüksek elektrik hattı bunlar.
  • Tepeören dediğimiz bu bölgede önceki gün iş kazası meydana geldi. TEİAŞ'ın üç personeli, tamir etmeye çalıştıkları yüksek gerilim hatları üzerinde yaralandı. Düşmediler ama 25 metre yükseklikte önemli tehlike atlattılar. Mesela birinin kaburgaları kırıldı. Diğerlerinde ezilmeler var. Ve şu an Gebze'deki hastanelerde tedavi altındalar.
  • Enerji Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Abdullah Tancan da yanımızdaydı. Yaralanan arkadaşları birlikte ziyaret ettik. Bakan bey üç arkadaşımızla görüştü, geçmiş olsun dileklerini iletti. İşin bu kısmını da bilmenizi istedim.

BUZ YÜKÜ NE DEMEK?

  • Kaza, buz yükünden dolayı meydana geldi. Buz yükü şöyle bir şey: Tellerin üzerine yağan sulu kar bir şekilde donuyor. Sonra tekrar yağıyor, tekrar donuyor. Birkaç kez tekrarlanınca bu hadise, tellerin çapı bir iki santimden 10-15 santime kadar çıkıyor. 80-100 metrelik bir kabloda, o kalınlıkta bir buzu, buzun yükünü düşünün! Buz yükü nedeniyle yüksek gerilim hatları kimi bölgelerde yere kadar esniyor. Teldeki buzlar aniden düşerse ve o esnada da arkadaşlar direklerdeyse, ciddi kazalar yaşanıyor.
  • Kar yağışı elektrik hatları için önemlidir. Ama karın yağma şekli daha önemlidir. Sulu kar bir süre sonra buza çevirmiş. Ve üç kat olmuş. O buz yüküne hiçbir şey dayanmaz. Buz yükü hatlara ağırlık yapıyor, kablolar kopuyor. Direkler de dayanmıyor. Pek çok bölgede kırılan direkler var. Ve onları onarmak da sorun. 5 dakikada yapılacak işler değil bunlar. Çünkü o direkler, dağların ortasında, üstünde. Yol yok. Bir de olumsuz hava şartları var.
  • Tepeören bölgesindeki sorun, SEDAŞ'la alakalı değil. Tamamen TEİAŞ ile alakalı. SEDAŞ elektrik alamayınca, onlar da hizmet veremediler bir süre. Bu yılki problemin ana kaynağı kesinlikle mevsim şartları.

SEDAŞ'TA TAŞERON YOK Kİ!

  • Elektrik dağıtım hizmetlerinin özelleştirilmesi ile ilgili eleştiriler genel anlamda haksız sayılmaz. Ancak SEDAŞ için böyle bir durum söz konusu değil. 2013'e kadar burada da taşeron çalışıyordu. Ama bu tarihten sonra bizim de ısrarlarımız neticesinde bütün taşeronlar kadroya alındı. SEDAŞ'ın bakım ekipleri de var. Düzenli bakımlar da yapılıyor. Ama bu sefer başka oldu.
  • Ben 30 yıldır bu sektörde çalışıyorum. Ama şimdiye kadar böyle bir buzlanma görmedim. Daha önceki yıllarda da bu kadar kar yağışı olurdu. Hatta daha fazla yağdığı zamanlar da oldu. Ama bu kadar buz yükü oluşmuyordu. Zaten bizim için önemli olan kar yağışı değil, buz yüküdür. Kar yağışı sadece arıza bölgesine ulaşmamızı geciktirir, o kadar.
  • Uzayan ağaç dallarını kesersin, izolasyonunu sağlarsın, telini gerersin, bakım odur. Ama burada kar öyle bir yağdı ki, koskoca direk buz yükünden dolayı kırıldı. Bakım yapsan ne olur? Amerika'da da olur bu tür sıkıntılar. Direkler kırılabilir.

DAHA SAĞLAM DİREKLER

  • Samanlı Dağlarındaki kesintinin kaynağı da buz yükü. O dağlardaki elektrik hatlarını yer altına alamazsın. Olmaz. 
  • Bundan sonra direk seçimi ile de yakından ilgilenirler sanırım. Direklerin dayanıklılığı ve taşıyıcılığı tekrar gözden geçirilecektir. Mevsimler mi değişti, zamanla sulu karın etkisi mi arttı, bilemiyorum. Ama direkleri değiştirirsek, bu sorunlar en aza inecektir.
  • Elektrik işi ile doğalgazı karşılaştırmak bence yanlış. Dolayısıyla firma karşılaştırması da doğru değil. Biz, doğalgaz şirketlerinde de örgütlüyüz. Doğalgaz işletmeciliği elektrik gibi değildir. Daha kolaydır.
  • Yatırım konusunda bence sorun yok. Çünkü SEDAŞ yatırım yapıyor, yapmak istiyor. Çünkü bu bölgeye yatırım yaptıkça para kazanıyorlar. Ama bölge de çok hızlı gelişiyor. Sadece Kocaeli'nin nüfusu yılda 50 bin artıyor. Sanayi yatırımlarını saymıyorum bile.
  • Elektrik kesintisi sanayi üretimini de etkiliyor. Dolayısıyla bundan sonra elektrik direkleri daha önemli hale gelecektir. Peki bugüne kadar neden önemsenmedi? Çünkü herhangi bir sıkıntı yaşanmadı. Direk, aynı direk!

GÖZÜMLE GÖRMESEM...

  • Ben bizzat gitmesem, gözümle görmesem inanmazdım. Üstelik videosunu çektiğimiz görüntü koruma teline ait. Şebeke telindeki buz yükü daha da kalın. Bir telin çapı 15 santimetreyi aşabiliyor.
  • Elektrikte bakım işi basit değildir. Ağır ve tehlikeli bir iş koludur. Ve bu işi yapmak için sadece mesleki bilgi yetmez. Fiziki yeterlilik lazım, coğrafi bilgi lazım, tecrübe lazım. Dolayısıyla bu hizmeti taşeronla yapmamak lazım.
  • TEİAŞ bazı yerlerde taşeron işçi çalıştırıyor. Enerji Bakanlığı müsteşarına da söyledim. Trafo bakım, hat bakım gibi bölümlerde taşeron işçi çalıştırılmamalı. Bu arkadaşlar özel olarak eğitilmeli ki verim alınabilsin. Yoksa astarı yüzünden pahalıya gelebiliyor.
  • Vatandaşımız haklı. Elektrikleri kesilince, bir an evvel gelsin istiyorlar. Ama bu sektörde iş kazaları çok fazla. Pardon'u olmayan bir sektörde çalışıyor arkadaşlarımız. Hem bölgeye ulaşmak, hem de yüksekte çalışmak zor. Kış şartları zaten her şeyi daha da zorlaştırıyor.
  • Şunu unutmayın. Elektrik kesildiği zaman, bizim arkadaşlarımız asla rahat değildir. Çünkü çok baskı ve şikayet gelir. İşlerini bir an evvel ve doğru şekilde yaparak insanlara elektrik vermek, bir anlamda onları susturmak isterler. Bu sebeple arızaları gidermek için sahada çalışanların, kelle koltukta çalıştıklarını unutmamak lazım.

***

BİLGİLENDİRME SIFIR!

İrfan Kabaloğlu'nu dinledikten sonra şunu anladım ki;

Devlet kendini anlatmaktan aciz.

Ortada yeni ve ciddi bir sorun var.

Ve bu sorun yönetimlerden, kişilerden, taşeronlaşmadan kaynaklanmıyor.

Yani doğal bir afet!

Elektrik direkleri gerçekten peşi sıra kırılıyor.

İncecik elektrik hatları, 10-15 santim kalınlığındaki buz kütlelerine dönüşüp gerçekten kopuyor.

Peki bu doğal afeti vatandaşa kim anlatıyor?

Hiç kimse!

Böyle olmamalı bu işler arkadaşlar.

Vatandaş bu kadar bilgisiz bırakılmamalı.

(Bu arada İrfan Kabaloğlu'nun Facebook hesabında buz yükü ile ilgili çok dehşet bir paylaşım var. Göz atmanızı tavsiye ederim...)

 

İRFAN-KABALOĞLU


 

 

Büyük Kocaeli Gazetesi

 

Hayırlı mübarek olsun.

Allah utandırmasın.

Demekle birlikte mini bir değerlendirme yapmaya çalışacağım:

***

ARTILARI

  • Her yeni gazete, medya çalışanları için iyidir. Piyasayı ve istihdamı artırır. Gazetecilerin yüzünü güldürür.
  • Tasarımı güzel ve rahat bir gazete olmuş. Bu açıdan sorun yok.
  • 12 sayfanın biri bulmaca, biri kent rehberine ayrılmış. Yani kahve gazetesi, esnaf gazetesi, halk gazetesi kimliği öne çıkıyor.
  • Özgür Kocaeli Gazetesi, hala İsmet Çiğit'in gazetesi. Bu nedenle Haldız ailesi tabandan ve tavandan gelen taleplere yanıt veremiyor, "Gazete ile ilgilenmiyoruz" demek zorunda kalıyordu. Büyük Kocaeli, aileyi bu açıdan bir nebze de olsa rahatlatacak gibi duruyor.
  • İbrahim Gürsel'in gazetenin başında olması benim açımdan önemli. Psikolojik açıdan da değerli. Ama daha önce de söylemiştim: Rahat bırakılması, gazetecilik yapmasına engel olunmaması lazım. Aile içinde "bizim oğlan" muamelesi görmemeli!

 

EKSİLERİ

  • Bulvar gazetelerinde fiyat ucuz ya da çok ucuz olur. Ama Büyük Kocaeli 75 kuruş. Bence en fazla 50, hatta ekonomik durgunluk olan bir dönemde 25 kuruştan bile satılabilirdi. Özgür Kocaeli ile aynı fiyattan satılması bana pek mantıklı gelmedi.
  • Belki hiç böyle bir niyet yoktur ama yakıştıranlar oluyor: Gazetenin ismi Kocaeli Büyükşehir Belediyesini anımsatıyor.
  • Bulvar gazetelerinde imaj çok önemlidir. Gazetenin daha ilk sayısının ilk sayfasında Bakan Işık, Vali Güzeloğlu, Başkan Karaosmanoğlu ve İl Başkanı Şemsettin Ceyhan'ın resimleri vardı. Bence bu kadar göstere göstere mesaj vermenin anlamı da faydası da yok. Birileri daha ilk günden "belediye bülteni" damgasını vurmaya çalışacaktır. Bu konularda hassas olunmalı.
  • Büyük Kocaeli, seçim dönemlerinde muhtemelen  (Takvim ve Cumhuriyet gibi) agresif yayıncılık yapacaktır.

 

SORU İŞARETLERİ

  • Özgür Kocaeli, bünyesinde ikinci bir gazeteyi neden çıkardı? Bu soruyu kent kamuoyuna sordurmamak lazım. Farklı olmak, Büyük Kocaeli'nin temel felsefesi olmalı.
  • Öyle ya da böyle atılan her manşet, yapılan her gazete, Özgür Kocaeli ile mukayese edilecektir. Yönetimin bu karşılaştırmaya alışması lazım.

 

SONUÇ

  • Adı büyük olmasına rağmen kendi küçük, hızlı ve haylaz bir gazete olur. Önümüzdeki dönemde, tipik bulvar gazeteleri gibi manşet haberleriyle ses getirmeye ve kentte yer edinmeye çalışacaktır, diye düşünüyorum.

 

BÜYÜK-KOCAELİ


 

AGD açıklama yapmalı

 

  • 31 Aralık'ın Mekke'nin gerçek fetih tarihi olmadığını sizden daha iyi biliyoruz, diye açıklama yapmalı mesela.
  • Her yıl bu programları şu şu şu amaçla gerçekleştiriyoruz, demeli.
  • Bu programlar yıllardır yapılır ama hiçbir yılbaşında kimseye saldırı yada kötü bir fiil olmamıştır, ifadesi kullanılmalı.
  • Bizim bugüne kadar şiddetle işimiz olmadı. Kimseye hakaret de etmedik. Ama düşüncelerimizi ifade etmekten de korkacak değiliz, çıkışı yapılmalı.
  • Mekke'nin Fethi, Erbakan Hocamızın mirasıdır. Hani siz Hocamızı çok seviyordunuz, diye sorulmalı bence.
  • Bu programlar hiçbir kötülüğün ve aşırılığın müsebbibi olamaz. Bunu kimseye de yutturamazsınız, diye haykırmalı.
  • Katliamcı terörist ile Mekke'nin Fethi'ni aynı cümle içinde kullananların amacı iğrenç, alçakça, adice, falan denilmeli.
  • Eleştirebilirsin. Ama sen bize ve bizim değerlerimize hakaret edemezsin terbiyesiz, diye açıklama yapmalı mesela.
  • Kocaeli şubesi yapmalı. Genel merkez daha çok yapmalı.
  • Kendini, organizasyonunu, duruşunu savunmalı. Savunmayacaksa bir daha organizasyon yapmamalı.

 

MUSTAFA-CEBECİ


 

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
bbs inşaat Sanberk_yan eskar Gökhan Otel Ramada romatem İBRAHİMOĞLU 2017 konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark cemtur son reklam Beykar BasiskeleSanayi Aytaş Şömine ACARLAR TURİZM YENİ Ford