18 Ocak 2017 Çarşamba
haura cafe
Engin Şahin

Engin Şahin

19emaz@gmail.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Vicdanen rahatsız edici bir ceza

Engin Şahin

30 Aralık 2016 tarihli yazısı

Doğrusunu isterseniz...

KOTO'daki curcunadan dolayı, Şükrü Karabalık'ın davasını bizzat takip etmeyi unuttum.

Ancak mahkemenin karar metnine ulaştım, detaylı olarak inceledim, notlarımı aldım.

Değerlendirmeye başlıyorum:

 

SPONSORLUK TEKLİFİNE

  • Hatırlayacaksınız... Yargıtay yerel mahkemenin ilk kararını, "Sponsorluk teklifi rüşvet sayılamaz. Ancak böyle bir teklif memurun onuruna dokunan bir eylemdir, hakaret olur" diyerek bozmuştu. 2. Ağır Ceza Mahkemesi önceki gün verdiği "10 ay ceza" kararıyla, Yargıtay'ın bu kararına uymuş oldu.
  • İyi ama... Şayet bir müfettişe sponsorluk teklifi "hakaret" olacaksa, o zaman müfettişlerin bu tür ihtimallere zemin hazırlamamak adına, Kayak Federasyonu Asbaşkanlığı gibi görevler üstlenmemesi lazım. Ya da bakmak lazım, federasyonun sponsorları arasında müfettişlerin görev için gittiği yerler var mı, yok mu? Ya da o belediyelere iş yapan firmalar var mı, yok mu? Ya da o müfettişin arkadaşlarının teftiş ettiği yerlerden bağış ya da sponsorluk alınmış mı? Görüyor musunuz, iş nerelere gidiyor? Müfettişin, hakimin, savcının bu tür işler yapması, görevlerde bulunması bu nedenle sakıncalı ve yanlış görülmelidir, bana göre.

 

FETÖ/METÖ YOK!!!

  • Yerel mahkemenin FETÖ iddialarını hiç kale almaması da ilginç. Dikkat edin, FETÖ iddiası sadece Karabalık'a ait değil. Aynı zamanda devlete ait. Bu nedenledir ki devlet, davanın asıl öznesi konumundaki müfettişi bile memuriyetten attı. Bu sebeple mahkeme, bu önemli konuyu göz önünde bulundurarak, "Bu müfettiş, dönemin kaymakamı, bu olaya bakan savcı ve KOM müdürü FETÖ'den atıldı. Bu bir kumpastır" diyerek beraatte ısrar edebilirdi. 15 Temmuz'dan sonra ortaya çıkan bu tabloyu hiçbir şekilde dikkate almaması, dediğim gibi bana ilginç geldi.
  • Bugün bir belediye başkanına "sponsorluk teklifi" üzerinden "hakaret" suçunu işlediği gerekçesiyle ceza vermek ya da vermeye çalışmak, vicdanen rahatsız edicidir, komiktir, ayıptır. Şayet iş buraya kadar indiyse, bu kentte ceza almayacak olan belediye başkanı ve kamu yöneticisi kalmaz.

 

KİME NİYET, KİME KISMET!

  • Daha da ötesi, bugün pek çok belediye başkanı geçmişteki FETÖ ilişkileri sebebiyle gündemden düşmezken, FETÖ ile hiçbir alakası olmayan eski bir belediye başkanına, FETÖ'cülükten atılmış kişilerin şikayetiyle ceza vermek, vicdana sığar mı? Benim kanaatim, malum.
  • Verilen cezanın aslında Şükrü başkana herhangi bir zararı yok. Ancak o bu davadan 1 gün bile ceza almayı sindiremediğini söylüyor. Bu sebeple duruşmada "hükmün geri bırakılmasını" dahi kabul etmediğini ifade etti. Ki bence de çok yerinde bir talepti.

Ez cümle...

Şükrü Karabalık, 7 gün içinde muhtemelen itiraz edecek, konuyu bir kez daha Yargıtay'a götürecek.

"Hayırlısı neyse, o olsun" diyorum.

 

ŞÜKRÜ-KARABALIK1


 

Kocaelispor kurulurken

Onlar da kurtuluyor

 

Kocaelispor'un kurtuluş planı hazır.

Derince Yenikent'teki KEV tesisleri arazisine, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından imar artışı sağlanacak.

KEV bu arazi üzerine maksimum konut üretilecek bir proje hazırlayacak.

İlgili firmalarla görüşülüp pazarlık yapıldıktan sonra...

Ya peşin parayla...

Ya konut satışlarından elde edilecek gelirle kulübün bütün borçları kapatılacak.

Anlaşılmayan bir şey var mı? Yok.

Bu plana bütün kent razı mı? Razı.

İyi ama...

Koskoca bir kulübü onca borca sokmanın bir bedeli olmayacak mı?

Koskoca bir kulübü batırmanın en ufak bir cezası yok mu?

Batıranların yanına kar mı kalacak?

Suyu bulandırmak için sormuyorum.

Bilakis;

Bir daha aynı sorunları yaşamayalım diye gündeme getiriyorum.

Bir daha kulübün parasını çarçur etmeye kimse tenezzül etmesin istiyorum.

Bol paraya leş kargaları gibi üşüşenler olursa, cezalandırılmasını arzu ediyorum.

Yoksa, ben de kulüp başkanı olayım.

Milyon milyon Dolarları istediğim gibi harcayayım.

Hakkımdaki iddia ve dedikodular arşa ulaşsın.

Ama batırdığım kulüp kurtulurken, aradan ben de kurtulayım.

Var mı böyle bir yaş dava?

Kimin döneminde ne kadar borç yapıldığını bir kez daha ekrana getirelim uğurcum!

 

SİRMEN-ERENKAYA-GÜRKAN1


 

"Abi, senin Nevzat Doğan'a sempatin var gibi!"

 

Doğru, var.

Çünkü...

Nevzat Doğan bana hiçbir zaman saygısızlık yapmadı.

Demokrat Kocaeli Genel Yayın Yönetmeni olduğum zamanda da...

Yazmayıp boşta gezdiğim dönemde de...

Bizim Yaka'da köşe yazarken de...

Ben ondan sadece saygı gördüm, sevgi gördüm.

Kusura bakmayın ama, ben bana saygı gösterene, saygı da gösteririm, sempati de beslerim.

Onun ötesinde maddi ya da manevi herhangi bir alıp vermişliğim zaten yok.

Haaaa...

Bu demek değildir ki, Nevzat Doğan'ı eleştirmeyeceğim.

Bu demek değildir ki, yanlışları yok.

Ama eleştirmek başka, saygısızlık yapmak, hakaret etmek, dalga geçmek başka.

Bu sebeple;

Her nerede olursam olayım, kendisinden saygı görmediğim insanlarla onu bir tutmam söz konusu olamaz.

Son derece basit bir denklem, değil mi?

 


 

 

KOTO'da Cafer Kozluca'nın dediği olacak

 

- Ne işin var KOTO'da?

- Boş işler onlar?

- Bırak, daha önemli konularla ilgilen sen?...

Şeklinde, bazı arkadaşlarımdan gelen uyarılara rağmen gittim, Kocaeli Ticaret Odası Meclis Toplantısına.

Toplantıda şahit olduğum tabloyu yorumlamak yerine...

Odalarda herkesin fosur fosur sigara içtiğini ispiyonlamak yerine...

İki küçük yorum yapmak isterim:

BİR.

Gelinen noktada, yönetim kurulunun boş üyeliği için 1. sıra yedekte yer alan Cafer Kozluca'ya önümüzdeki birkaç gün içinde davette bulunulacak. Ve KOTO'daki krizi muhtemelen Kozluca çözecek. Odanın yeni başkanını Kozluca'nın oyu belirleyecek. Peki ya huzur? Cafer Kozluca odaya aynı zamanda huzur getirebilecek mi? KOTO tarihsel ifadesiyle bu "fetret devri"ni, bu "beylikler dönemi"ni kavgasız ve gürültüsüz geçirebilecek mi? Odayı ve yönetim kurulunu 6-5 skorundan kurtarabilecek mi? Cafer Kozluca birleştirici olabilecek mi? Asıl önemli olan ve olması gereken bu.

İKİ.

Beğenin ya da beğenmeyin. Yanlıştı, eksikti, hataları vardı. Ama Murat Özdağ duruşu olan, ağırlığı olan, ekibi olan bir adamdı. Buna rağmen zorlanıyordu, buna rağmen odanın bir değeri vardı. Maalesef ki KOTO, Özdağ'dan sonra adeta dağıldı. Şimdilerde onun koltuğuna neredeyse her ay bir başkası oturuyor. Meclislerde ucuz kahve muhabbetleri yapılıyor, basit konular konuşuluyor, kavga etmeden geçen bir toplantı kar sayılıyor. Bu saatten sonra bir şey olur mu? İnşallah diyelim. Ama KOTO'ya Semih Barış gibi arkadaşlar değil, vizyonu olan, ufku olan, daha çok enerjisi ve saygınlığı olan lider kişilikli insanlar ve başkanlar lazım.

 

CAFER-KOZLUCA1


 

 

Semih Barış bunları söylemiş olamaz!

 

Hazır söz Barış'tan açılmışken...

Kocaeli Ticaret Odasında, tam 4 ay boyunca (tabiri caizse) kaçak ve kanunsuz bir şekilde başkanlık yapan, makam aracına binen, imzalar atan, kararlar alan, Valiyi, Büyükşehir Belediye Başkanını, AK Parti il başkanını ziyaret eden, Ankara ve Antalya ziyaretleri yapan Semih Barış'ı, ben bundan sonra hiçbir yerde göreceğimizi sanmıyorum.

Zira bu aleni ve fahiş hata, bizzat kendisine ait.

Israrla böyle bir hata ve hukuksuzluk olmamış gibi davranan yani herkesi kandıran kişiler arasında onun da adı ve yeri var.

Belki de bu utançla, son meclis toplantısına katılmadı.

 

BAKANLA GÖRÜŞTÜRÜLMÜYORSA...

Hadi bu hatayı görmezden gelelim.

Hadi "idare mahkemesine başvurdum" oyalamasını çaresizlikten kabul edelim.

Ama Barış'ın koltuğu altından gidince Barış Gazetesine yaptığı açıklamalara ne demeli?

En fanatik Semih Barış destekçisinin bile bu cümleler karşısında utanmaması mümkün mü?

Bakın, isterseniz birkaç tanesini burada da tekrar edeyim:

  • KOTO’da da birkaç kripto FETÖCÜ var. Müdahale etmeme ramak kala müfettiş geldi...
  • ­İki kişiyi kafama takmıştım, kafasını kopartacaktım. Gelişmelere göre açıklayacağım...
  • Odaya siyasi baskı var. Odadaki FETÖ'cülere siyaset sahip çıkıyor...
  • Bir ticaret odası başkanı bakanla görüştürülmüyorsa nedenlerini önümüzdeki günlerde göreceğiz...
  • TÜMSİAD Kocaeli Şube Başkanı hakkında konuşup benim üzerimden prim yapmasını istemiyorum. Büyüklerine saygımdan laf etmeyeceğim onun hakkında. Bu da ona yeter. Üzüldüm ve acıdım....

 

"NE ZANNEDİYORSUN?"

Semih Barış ne konuştuğunu bilmiyor.

Daha da kötüsü, odadaki arkadaşlarına, AK Partililere, bakana ve Erdoğan Yılmaz'a ayıp ediyor.

Onları zan altında bırakıyor, kimilerine yakışmayacak sözlerle saldırıyor.

Çevresinde aklı başında, siyaset ve yönetim tecrübesine sahip akraba ve dostları var.

Kanımca, onları da dinlemiyor, yapılması gerekenlerle fikir alışverişi yapmıyor.

Geçenlerde sohbet ettiğimiz bir arkadaşıma, "Semih Barış bunları söylemiş olamaz" dedim.

Bana ne cevap verse beğenirsiniz:

"Abi sen onu ne zannediyorsun?"

İnanın, bir şey diyemedim!

Bu arada...

Telefonuma çıkmamasını da anlayabilmiş değilim.

Ondan sonra da çıkıp, "Biz dostuz" muhabbeti yapıyor.

 

SEMİH-BARIŞ1


 

 

 

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
AMERİKAN KÜLTÜR OKULLARI ACARLAR TURİZM YENİ Beykar Sanberk İnşaat artıotomat Hazal parke İbrahimoğlu İnşaat 2016
cemtur son reklam MOBESKO Aytaş Şömine Akmis Eleman ilanı