29 Mayıs 2017 Pazartesi

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Yanınızdayız

12 Aralık 2016 tarihli yazısı

Terörü yenmenin en önemli unsurlarından biri nedir?

Birlik beraberlik, değil mi?

O halde;

Bugün...

Karşınıza çıkan...

İlk Çevik Kuvvet...

İlk emniyet görevlisi...

Ya da...

İlk polise....

  • Selam verin,
  • Elini sıkın,
  • Sarılın,
  • "Yanınızdayız" deyin gür bir sesle.

Yani;

Onları terör karşısında yüreklendirin.

Terörü onlarla bir araya gelerek korkutun.

Birlikte olduğumuzu, hiçbir patlamanın bu birlikteliği bozamayacağını bir kez daha gösterin.

Evet evet, gösterin.

Bırakın edebiyatı.

Bırakın "ayıp olur", "ne gerek var", "anlamsız işler" gibi lafları.

O terör fotoğrafının...

O patlama fotoğrafının yanına...

Hedef alınan polis teşkilatı ile çekilmiş fotoğrafınızı yerleştirin.

Vermek istedikleri mesajı başlarına çalın!

Lanet edin!

"Polis biziz, biz polisiz" deyin, hain terör ve eylemlerinin karşısında.

Emniyet, hükümet, devlet...

Elbette görevini yapacak.

Ama vatandaşın da görevi yok mu?

Sarılmaktan da mı aciziz?

Haydi...

***

Dün sabah saatlerinde bu satırları yazdıktan sonra...

Öğleye doğru twitter üzerinde  #PolisiminYanındayım  etiketiyle kampanya başlatıldığını gördüm.

Mutlu oldum. Çünkü benim de aklıma gelen şey buydu.

Üzüldüm. Çünkü yukarıda yazdıklarımın bir orijinalliği kalmadı.

Başka çaresi yok!

Bundan böyle Twitter ve Facebook'ta anlık paylaşımlara daha çok ağırlık vereceğim.

Haydi!

"Hepimiz sokağa çıkıp, mahallemizde, iş yerimizde, trafikte görev yapan en yakınımızdaki polisimizle bir araya gelip onlara başsağlığı dileyelim, Mevlid kandillerini tebrik edelim, onlarla fotoğraf çektirelim."

Çünkü biz, hep birlikte Türkiye'yiz.

Çünkü biz, -yanlış yapmadığınız sürece- her zaman yanınızdayız.

 

POLİSİMİN-YANINDAYIM-

 


 

Bir çorba bardağını

doldurmayacak mesele!

 

Böylesi acı bir olayın ertesinde, böylesi politik ve detay bir değerlendirmeyi yapmak istemezdim ama...

Konuya nokta koymak adına...

Bir şeyler de yazmak durumundayız.

"Çorba Çeşmesi tartışması" başlıklı yazıdan sonra pek çok kişiyle konuştum, pek çok kişiyi dinledim.

Hülasa...

Kafamda şu fikir ve kanaatler oluştu:

İRFAN DEMİR, teşkilatçı olmasına rağmen konuyu büyütüyor, İzmit Belediyesini ve belki de başkanını BİMER'e şikayet ediyor. Yetmiyor, İçişleri Bakanlığının "soruşturmaya gerek yoktur" kararını Danıştay'a götürüyor. Yani "iş aldığı belediyeye mahkemeye veren teşkilatçı" pozisyonuna düşüyor. Bunlar işin yanlış yönleri. Ama iş mahkeme safhasına geldiği zaman kaybettiği davayı temyize götürmüyor, kişisel zararını tazmin için belediyeye ayrıca dava açmıyor. Yani işi daha fazla uzatmıyor.

NEVZAT DOĞAN, İrfan Demir'in BİMER'e yazı yazmasından, bu nedenle belediyeye müfettiş gelmesinden ve mahkemeye çıkmak zorunda kalmasından dolayı geri adım atmıyor, 15 Temmuz sürecinde bile konuyu takip ediyor. İl başkanına gidip özelde konuşmak ve konuyu detaylı olarak aktarmak varken, resmi bir kuruma yazı yazar gibi gereğinin yapılmasını istiyor. Sorunu yine özelde konuşmak varken,  grup toplantısında dile getiriyor, aleniyet kazandırıyor, il başkanına herkesin önünde yükleniyor. Yani haklı ve haksız tavırlar yine bir arada.

ŞEMSETTİN CEYHAN, Nevzat Doğan kendisine gelmeden dilekçe yazınca, o da çağırmıyor. Mevzuyu, Doğan'ın tarafından detaylı olarak dinleyemiyor. Tabi birde 15 Temmuz süreci var. Bu süreçte konuyu öncelikli mesele yapmak ve büyütmek istemiyor ama, "Doğan'ın yıpratılmasına müsaade ediyor" iddialarından da kurtulamıyor. Halbuki bir şekilde Doğan'ı dinlemeliydi.Ya da grup toplantısında, "Toplantıdan sonra, İbrahim Abi sen ben bunu detaylı olarak konuşalım başkanım" diyebilir, süreci kıvrak bir şekilde yönetebilirdi. Sanırım o an, o da gerildi.

Peki teşkilat bu olaya genel anlamda nasıl bakıyor?

Çok kısa başlıklarla ifade etmek gerekirse;

1. Siyaseten bu tür şikayetlerin önünü kapatmak gerekir. Yoksa yol olur, önü alınamayabilir. Şayet dava, Nevzat Doğan'ın aleyhine sonuçlansaydı, partinin duruşu ne olacaktı?

2. İl Başkanı neticede il başkanıdır. Özelde yüklenmekte sakınca olmaz. Ama herkesin önünde peş peşe sorular sorarak sıkıştırmak da doğru değil.

3. İkili en kısa sürede bir araya gelmeli, biri yemek ısmarlamalı. Belki de yemeği çoktan yemişlerdir. Şayet yememişlerse, ben ikisine birden ısmarlayabilirim! Ama şimdiden söyleyeyim. Masada 4. bir kişi istemem...

4. Konuyu detaylı bir şekilde öğrenmeye çalışmak bile beni acayip yordu. Mutlak surette bu hareket ve düşünceleri tetikleyen başka hareket ve düşünceler vardır. Benim de hepsini öğrenip sizlerle paylaşmam mümkün değil. Özetle çıkış noktası bir çorba bardağını dahi doldurmayacak bir mesele, büyüyor, büyüyor, büyüyor, taaaa bugünlere geliyor.

5. Bundan sonra ne olacak? Tam olarak bilmiyorum. Sanırım Genel Merkez Etik Kurulunun vereceği karara göre hareket edilir. Nokta.

 

ÇORBA-ÇEŞMESİ

 


 

Alikahya'ya piyango vurdu

 

Kocaeli'nin yeni şehir stadı adım adım ilerliyor.

Aldığım bilgilere göre;

Ödeme konusunda sıkıntı yok, müteahhit hızlı.

İşin yüzde 90'ı tamamlanmış.

Halen koltuklar monte ediliyor, stadın zemini yapılıyor.

Pişmaniye görünümlü yeni stadın en geç nisan-mayıs gibi tamamlanması bekleniyor.

Elbette İsmet Paşa stadı da çeşitli proje ve çalışmalar için kullanılıyordu.

Ama az kullanılıyordu.

15 günde bir yapılan futbol müsabakalarının dışında atıl durumdaydı.

Alikahya bölgesindeki yeni stat ise bu açıdan da farklı bir konsepte sahip olacak.

En başta "yaşayan stat" olacak.

15 günde sadece bir kere kullanılmayacak.

Stadın bütün birim, bölüm ve odaları, salon sporlarına ve bireysel sporlara açılacak.

Yani stada her gün giren çıkan olacak.

Binlerce çocuk, genç, yaşlı Alikahya'ya gidecek.

Her gün spor yapacak, sağlık bulacak, öğrenecek ya da yarışacak.

Şu an için hangi branşlarda hizmet vereceği belli değil bildiğim kadarıyla.

Ancak "yaşayan stat" konseptinin, yeni şehir stadında uygulanacak olması, Alikahyalılar için tam anlamıyla piyango demek.

  • Alikahyalı çocuk ve gençlerin daha fazla spor yapabilmesi...
  • Tesise yürüyerek ulaşabilmeleri...
  • Alikahya'nın her anlamda daha fazla değer kazanması demek.

Hele bir de...

Otogara kadar yapılmakta olan tramvay, şehir stadına da bağlanırsa...

Buna piyango denmez de ne denir?

 

sdfd

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Ramada romatem Sanberk_yan Çakır Ayakkabı İBRAHİMOĞLU 2017 konak_dr ACARLAR TURİZM YENİ
Ekcan Başiskele Sigorta UstGrup cemtur son reklam kesmar Beykar Hazal parke