23 Nisan 2017 Pazar

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

"Murat Özdağ yazılarından para mı aldın?"

29 Kasım 2016 tarihli yazısı

Kabul ediyorum.

Kabul etmesi kolay değil.

Çünkü bu kentte yerel gazeteciliği bu hale getirdiler.

Yazmadılar, para aldılar.

Yazdılar, yine aldılar.

Adları (sokak tabiriyle) "indragandi"ciye çıktı.

Yine utanmak nedir bilmediler.

Arkadaşlar, dostlar, beni tanıyan ve tanımayanlar...

Bu kentin gazeteciliğini beş para edenler yüzünden aklınıza böyle bir soru gelebilir.

"Bu adam Hamit Özdağ'dan para aldı. O yazıları o yüzden arka arkaya yazdı" diye düşünebilirsiniz.

Kötü düşünmek günah bile değildir.

Yeter ki, dile gelmesin!

Benim niyetime gelince...

  • Herkesin merak ettiği, konuştuğu, çevresi çok geniş olan bir adamı yazdım.
  • Murat Özdağ'ın suçlu ya da suçsuz olduğuna dair hiçbir zaman hiçbir yorum yapmadım.
  • Onunla ilgili kamuoyunda dile getirilen iddiaları ve ailesinin verdiği cevapları paylaştım.
  • Son olarak da tüm mallarına el konulması iddiasıyla ilgili olarak "13. şirket nereden çıktı?" başlıklı yazıyı kaleme aldım.

Bu yazıları yazarken elbette ailesinden bilgi aldım, görüş aldım, resim aldım.

Ama asla para almadım.

Almam, arkadaşlar.

Ben sizin bildiğiniz erkeklerden değilim.

Ben sizin bildiğiniz gazetecilerden hiç değilim.

Çok, daha çok, daha da çok parada gözüm olmadı hiçbir zaman.

Helal olsun, hakkım olsun, alın terim olsun diye düşündüm.

Hala da böyle düşünmeye çalışıyorum.

Yanlış yapmaz mıyım?

Yaparsam cümle alemden ya da muhatabından özür dilerim.

Özür dilemekten de zerre çekinmem, sakınmam.

Ticaret yapsam, söylerim.

Ama onu da yapmıyorum.

Yapsam da yine helalinden yapmak isterim.

Bu sütunlarda yer yer kişi ve kuruluşlarla ilgili seri ve sert yazılar yazıyorum.

Evet, doğrudur.

Ancak sosyal medyanın bu kadar güçlendiği günümüzde köşe yazarlığının tanımı, şekli, içeriği de değişti.

Böyle yapmak zorundayım.

Bazı konuları derinlemesine incelemek, farklı konu ve kurumların üzerine gitmek, bazıları ile ilgili daha fazla bilgi vermek gerekiyor.

Dolayısıyla daha fazla çaba sarf etmem, daha çok inceleme ve araştırma yapmam şart.

Tarzımdaki bu farklılık kimilerinin zihninde bazı soru işaretlerini getirmiş olabilir.

Ama gerekçesi, amacı, hedefi budur.

Allah bana hakkım olmayan, helal olmayan, doğru olmayan hiçbir şeyi nasip etmesin.

Size de etmesin!

 


 

Saadet sadece bir parti adı değildir

 

SİVAS OLAYLARI...

  • Temel Karamollaoğlu benim gözümde, Sivas katliamının mağdurlarından biridir. Çünkü olayların hemen ertesinde, Milliyet Gazetesi dönemin meclis üyesi Cafer Erçakmak'ı birinci sayfadan hedef göstermiş ve altına da "Karamollaoğlu halkı kışkırtıyor" başlığını atmıştı. Bu yanlış ve iftira defaatle dile getirilmesine rağmen, bugün bile pek çok sol görüşlü internet sitesinde tekrarlanmakta, sanatçıları protesto eden kalabalığa "Gazanız mübarek olsun" dediği iftirası atılmaktadır. Utanmadan ve sıkılmadan iftira atanları, bir kez daha katliamın azmettiricileriyle birlikte lanetliyorum.
  • Kabul etmek gerekir ki, Temel Karamollaoğlu bir lider değil. Ama Mustafa Kamalak'tan iyi bir genel başkan olduğu kesin. En azından parti içindeki ve toplumdaki genel kanaat bu yönde. Milli Görüş misyonunu en doğru şekilde temsil etmeye gayret ediyor.

CHP KANADINDAN..

  • İl Başkanı Sinan Ejderoğlu'nun nazik daveti vesilesiyle, Sayın Karamollaoğlu'nu önceki gece (The Ness Otel'deki programda) bir kez daha dinleme şansı buldum. Yanlış bir benzetme olabilir ama... Sıcak, samimi üslubu bana Binali Yıldırım'ı hatırlattı. Mesela bir yerde torununu ile diyalogunu paylaşırken, diğer bir yerde de mütevazı duruşunu tekrarladı.
  • Toplantıda farklı siyasi partilerden farklı isimler vardı. AK Parti'den Şener İnce ile Körfezli Ali Koç, MHP'den eski il başkanı Mustafa Gürsoy ile sendikacılar Ömer Çeker ve Yaşar Şanlı genel başkanı can kulağıyla dinleyenler arasındaydı. Salona iyice baktım ama CHP kanadından kimseyi göremedim. Belki de ben göremedim.

PARAYI TOPRAĞA GÖMMEK...

  • Sayın genel başkan çok güzel bir sunum hazırlamış. Adeta bir tarih dersi gibiydi. Dünyanın dengelerinden başladı, Batı'yı, Doğu'yu, ABD'yi İsrail'i anlattı, Türkiye'nin son 120 yılını, bugünlere nasıl geldiğini özetledi. Herkesin anlayabileceği sadelikte örnekler verdi. Milli Görüşün nasıl doğduğunu, mücadelesinin yerini, pozisyonunu, amacını, hedefini anlattı. Bana göre çok doyurucuydu.
  • Ve aralarda sağlam eleştiriler yöneltti. Mesela; Bizim ekonomik modelimiz parayı toprağa gömmekten ibaret. Köprülerimiz, havaalanlarımız, yüksek binalarımız var. Yıkıp yıkıp yeniden yapıyoruz ama o binaları kendi makinelerimizle inşa edemiyoruz. Yol yapıyoruz ama o yolda gidecek arabaları biz yapamıyoruz...

BİR DAVA, BİR SEVDA...

  • Önceki akşamki tablo bir kez daha gösterdi ki;

Saadet sadece bir parti adı değildir. Bir oy pusulası ya da ilçe teşkilatı hiç değildir. Bir davadır, bir sevdadır, bir misyondur. Belki de bu yüzden, Saadet Partisi genel başkanı güncel siyasi meselelerle fazla meşgul olmadı. Siyasete ve aslında hayata çok daha büyük bir pencereden baktı. Bizlere Dünyayı anlattı. Dünyanın geldiği ve gittiği yeri, yapılması gerekenleri anlattı. Kısacası Milli Görüşün farkını anlattı.

  • Ben o sunumu çok beğendim. Sadeydi, faydalıydı, etkiliydi. Parti dışındaki isimlere yönelik çok doğru bir stratejiydi. Bence normal siyasi faaliyetlerle birlikte, bu tür sunumlara ağırlık verilmesi daha büyük faydalara vesile olabilir.

 

TEMEL-KARAMOLLAOĞLU

 


 

Tramvay mağduru

esnaftan vergi almayın!

 

Muhtemelen bitince güzel olacak.

Tramvay güzergahı cazibe merkezi haline gelecek.

İş yerlerinin değeri artacak.

Ancak...

O vakte kadar, yaşanan sıkıntıları kamu eliyle azaltmak mümkün mü?

***

1. İZMİT BELEDİYESİ.

Her ne kadar konunun muhatabı olmasa da...

Belediye, Çevre ve Temizlik Vergisini bir defaya mahsus olmak üzere tramvay güzergahında bulunan esnaflardan almayabilir.

Hatta sadece güzergah üzerindeki esnaflardan değil...

Tramvay inşaatının etkileyebileceği her yer, cadde ve sokaktan almayabilir.

Zira bu çalışma, özellikle Mehmet Ali Paşa ve Yenişehir Mahallelerinde karşıdan karşıya geçmeyi bile çok olanaksız hale getirdi.

***

2. KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ.

Büyükşehir belediyeleri bildiğim kadarıyla İlan ve Reklam Vergisi alıyor.

Bir defaya mahsus, almayabilir.

Ivır zıvır da olsa, başka vergiler de var.

Yine almayabilir.

OHAL kapsamında ya da ne bileyim "Tarlaya dolu yağması gibi" afet kapsamında değerlendirilebilir.

Zaten bu vergiler, Büyükşehir Belediyesi için devede kulak bile değil.

***

Yeter mi?

Bence yetmez.

Bence Büyükşehir, büyük bir belediye olduğunu göstermeli.

Tramvay nedeniyle mağdur olan esnafa gerçek anlamda el uzatmalı, yardım etmeli.

Çünkü...

Güzergah üzerindeki esnafın çoğunluğu perakendeci.

Hepsi müşteri bekliyor.

Önünden araba ve insan geçmediği zaman da siftah yapamıyor.

Duyuyor musunuz belediyeci arkadaşlar?

Bir şeyler yapma, mağduriyetleri azaltma, derdi sıkıntıyı paylaşma gibi bir niyet ve gayretiniz var mı?

 

TRAMVAY-ESNAFI

 


 

Önce "kapanıyor" dediler.

Şimdi de "kapanmıyor"!

 

"Küçük yaşta evlilik" ya da "cinsel istismar"...

Adını ne koyarsanız koyun.

Bu tartışmalar bir gerçeği gözler önüne serdi:

İktidar milletvekilleri bir yasa tasarısı hazırlarken kimi zaman gerekli özeni göstermiyor.

Bakın bu tartışmalar nedeniyle Türkiye bir hafta boyunca boşu boşuna gerildi, meşgul oldu.

Peki gerek var mıydı?

Benzer bir durum, bilgi evleri konusunda da yaşandı.

Hatırlarsınız...

Tam bir ay önce konuyu bu köşeden de aktarmıştım.

OHAL kapsamında çıkarılan bir KHK ile özetle;

Belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve yüksek öğretim kurumlarının; ilk, orta ve lise öğrencileri için eğitim programları düzenleyemeyeceği, deneme ve seviye tespit sınavları yapamayacağı, yüz yüze ya da uzaktan eğitim veremeyeceği, bu tür yerlerin dönem sonunda kesin olarak kapatılacağı ifade edilmişti.

Geçen hafta yayınlanan KHK ile ise..

Belediyeler şu cümle ile kapsam dışında bırakıldı:

"Belediyeler, il milli eğitim müdürlükleri ile yapılan ve bakanlıkça onaylanan ortak iş birliği protokolleri çerçevesinde, örgün eğitim programlarına destek mahiyetinde ücretsiz kurslar açabilir."

"Kamu yararı bulunan sivil toplum kuruluşları bu kapsamda eğitim veremeyecek mi yani?" sorusunu kenarda tutarak diyorum ki:

İyi de belediyecileri iki hafta boyunca neden strese soktunuz?

İşinizi biraz daha özenli yapsanız, olmuyor mu?

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
romatem Bilgi Köprüsü Çakır Ayakkabı İBRAHİMOĞLU 2017 konak_dr ACARLAR TURİZM YENİ Beykar Hazal parke
Ekcan UstGrup ulusoy_yufka cemtur son reklam kesmar