26 Şubat 2017 Pazar
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Uyanalım

Yüksel Yılmaz

03 Aralık 2016 tarihli yazısı

1984’te başladığından beri çatışmalar neticesinde on binlerce vatandaşın kırdırıldığı, can kaybı ve ekonomik zarar gördüğü terör olayları özellikle Güney Doğu Anadolu’muza bir lanet gibi çökmüştür. Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti tarafından başlatılan “çözüm süreci” ve Recep Tayyip Erdoğan'ın 2005'teki Diyarbakır konuşmasıyla işareti verilen paradigma değişikli hep iyi niyetli çabalardı. 2009'da başlatılan Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi de tam sonuç alamadı. Neden? Çünkü çözüm ne sadece Türklerin ne de sadece Kürtlerin elinde değildi. Çözüm olarak iki yol vardı:

 

  1. Ya Siyonizm artık Türklere ve Kürtlere çok acıyıp emellerinden vazgeçecek,
  2. Yahut Türkler ve Kürtler Siyonizmin desiselerine karşı çıkıp uyanık olacaklar.

 

Birincisi imkânsız! İkincisi elbette mümkün… Üçüncü yol yok. O zaman şu sorulur: İkisi de olmadığında bu mesele nereye kadar gider?..

 

Türkiye Cumhuriyeti ile Kürtler için özgürlük, geniş politik ve kültürel haklar, bağımsız bir Kürdistan veya otonom bir devlet kurmak isteyen çeşitli Kürt grupları arasında silahlı çatışmalar 1984’ten beri devam etse bile işler öyle eskisi gibi değil. Mesela mevcut Hükümet 80’li yıllardaki hükümetler gibi Güney Doğu Anadolu konusunda duyarsız değil. Güney Doğu Anadolu’ya olan duyarsızlığın tek sorumlusu yok. Aşiret reisleri de sorumlu. Güney Doğulu olduğu halde Batıya yatırım yapan iş adamları ve duyarsız milletvekilleri de sorumlu.

 

Türkiye Cumhuriyeti, ABD, Avrupa Birliği ve NATO tarafından “terörist organizasyon” ilan edilen PKK terörist gruplardan en çok zarar verenidir. PKK'nın Irak Kürdistan'ındaki askeri varlığı, Türkiye'nin bu bölgeye daha önce müdahale etmemesi onların işine gelmişti. Çözüm süreci Hükümetin her türlü yapıcı yaklaşımına rağmen çözüme kavuşamayınca Türkiye’nin belirli aralıklarla hava ve kara harekâtı düzenlemesine sebep olmuştur. Zira Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi, PKK'nın operasyonlarını engelleyecek askeri güçleri olmadığını bildirmişti. Dış güçler bu bölgenin “hastalıklı bölge” olmasını istemektedir. Çatışmalar Türkiye'nin turizm endüstrisini etkilemiş ve Türkiye ekonomisini 500 milyar dolara yakın zarara uğratmıştır. Türkiye’nin güçlenmesi ülkedeki herkesin refahı demek olacağı için bu istenmemektedir. Türklerden daha fazla Kürtler öldüğü halde bu oyuna alet olmaya devam edilmektedir.

 

PKK'nın 27 Kasım 1978'de kurulmasından sonra Türk Silahlı Kuvvetleri ile arasındaki küçük çatışmalar nihayet büyük isyan ve ayaklanmalara kadar vardı. 15 Ağustos 1984 PKK'nın Kürt ayaklanmasının ilanıdır. Bu çatışmalar 1 Eylül 1999'da PKK'nın ateşkes ilanıyla son buldu. Bu ilan bile samimiyetle vazgeçmek için değil, dinlenip toparlanma içindi. Çünkü 1 Haziran 2004'te PKK'nın ateşkesi sonlandırmasıyla çatışmalar tekrar başlamış, hatta 2011 ortalarından sonra çatışmalar daha da şiddetlenmişti.

 

28 Aralık 2012'de bir TV programındaki röportajında Recep Tayyip Erdoğan, Kürt sorununu çözmek için hükümetçe İmralı'da hapis yatmakta olan Abdullah Öcalan’la görüşmeler yapıldığını duyurmuştu. Süreç devam ederken Paris'te üç PKK'lı yöneticinin öldürülmesi, Öcalan'ın konuşmalarının basına sızdırılması ve AK Parti'nin Ankara ofisinin bombalanması gibi olaylar çözümü “sabote etmek” olarak değerlendirilmişti. Bu eylemler kınanarak sürecin devam ettiği duyurulmuştu. Son olarak 21 Mart 2013'te, Hükümet ile Abdullah Öcalan arasındaki görüşmelerden aylar sonra, Abdullah Öcalan'ın mektubu hem Türkçe hem de Kürtçe olarak Diyarbakır'da Nevruz etkinlikleri sırasında okunmuştu. Mektupta PKK'nın silahlı güçlerinin Türkiye topraklarından çekileceği ve silahlı mücadeleye son verildiği bildirildiğinde ben önce hayret etmiş; sonra da tabi inanmamıştım. Zira bu dış güçlerin oyunu iken ve dış güçler bu kavgadan nemalanıyorken neden bitmesi istensin? PKK Öcalan'ın bu emirlerine uyacağını ve Türkiye topraklarından çekileceğini açıklayınca Erdoğan mektubu olumlu karşılayıp, PKK'nın çekilmesiyle daha somut adımların atılacağını duyurmuştu. 25 Nisan 2013'te, PKK bütün silahlı güçlerini Türkiye topraklarından Kuzey Irak'a çekeceğini resmi olarak duyurmuştu. Hükümete, Kürtlere ve basının çoğuna göre bu hareket 30 yıllık çatışmaların sonunu getiren adımdı. İkinci aşama olan anayasal değişikliklerle ilgili çalışmaların da çekilmeyle birlikte başladığı bildirilmişti. 11 Temmuz'da TBMM'den Cumhurbaşkanı onayına gönderilen çözüm süreciyle ilgili kanun 15 Temmuz'da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanarak “Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” adıyla Resmi Gazete'de yayınlanarak yasalaşmıştı.

 

4 Nisan'da hükümet yedi bölge komisyonundan oluşan ve görevi çözüm sürecini halka anlatmak ve teşvik etmek olan “Akil İnsanlar Heyeti”ni açıklamıştı. Hükümet haftalar öncesinde entelektüel ve halkın sevdiği isimlerden oluşan bir komisyon kurulacağını duyurmuş, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç “Akil İnsanlar” listesini 4 Nisan'da kamuoyuna açıklamıştı. Ne oldu? Sonuç yine olumsuz…

 

Türkler ve Kürtler Siyonizmin desiselerine karşı çıkıp nasıl uyanık olacaklar? Erbakan Hoca’nın “İslam Kardeşliği” vurgusu sürekli yapılmalıdır. Çözüm budur! Nerden mi biliyorum? Çünkü Siyonizmin istemediği budur!

 

Öcalan 15 Şubat 1999’da yakalanmadan evvel Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı Bülent Ecevit PKK’yla ilgili olarak perişan etmek ve mahvetmek gibi çok sert ifade ve çözüm önerileri sürmüşlerdi. Hatta Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in bu terör örgütünün “kökünü kazımak”tan söz ettiğini hatırlıyorum. Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan ise “Bu işin çözümü İslam kardeşliğidir” diyerek en yumuşak ifadeyi kullanmıştı. Derken birkaç gün içinde Öcalan’dan açıklama gelmişti: “Hedefimiz Refah Partisi.”

 

Yahu seni perişan etmek, mahvetmek, kökünü kazımaktan söz ediliyorken senin hedefin niçin “İslam kardeşliği” diyenler? Düşündürücü değil mi?..Uyanalım…

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
ACARLAR TURİZM YENİ İBRAHİMOĞLU 2017 Aytaş Şömine Akmis Beykar Hazal parke
Ekcan kesmar cemtur son reklam artı otomat 2017