17 Ekim 2017 Salı
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Siyonizm bir ayetin saptırılma sonucudur

Yüksel Yılmaz

26 Kasım 2016 tarihli yazısı

Hükümete yalakalık yapma ya da körü körüne muhalefet etme yolunda gerçekler saklanabiliyor. Ama bilmiyorlar ki “gerçek” saklanamayacak kadar büyüktür ve tarih sonradan da olsa mutlaka aydınlanır. İşte o zaman dönemin gerçek münevverlerinin kimler oldukları ortaya çıkar. Bu yüzden kendinize mücahid allame Ebu Hanife’yi örnek alabilirsiniz. Kimi Sayın Erbakan Hocam gibi “takva”yla, kimi Sayın Erdoğan gibi “fetva”yla, kimi ise ne takvaya ne de fetvaya da uyan “takla”yla yola çıkar. Biz takvayı amaçlayacağız. Mecbur olmadıkça fetvaya başvurmayacağız. Ve asla taklayla işimiz olmayacak. Ayrıca şu kesindir ki Cumhurbaşkanımızın doğrularına samimiyetle sahip çıkarak asla yalakalar gibi sahte olmayacağız. Milli Görüş ve Milli Gençlik Vakfı tedrisatından geçmenin hakkını vermeye çalışacağız. Adab ölçüsünde nelere niçin katılmadığımızı memleketin hayrı adına bir nebze katkı için cesurca yazacağız.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Amerikan yönetiminin PYD ve YPG'yi desteklemesini anlamakta zorlanıyoruz” derken neler hissettiğini aynı siyasi ve manevi yollardan geçtiğimiz için anlayabiliyorum. Bir solcu ya da ülkücü vatandaşımız belki bu ifadeye bakarak Cumhurbaşkanımızın Amerika’yı anlayamadığını zannedebilir. Ama ben biliyorum ki Cumhurbaşkanımız Amerikan Hükümetinin çelişkisini vurgulamakta ve bu çelişkiye izah istemektedir. Kıytırık PYD ve YPG’yi DAEŞ’e karşı silah ve mühimmat vererek kullanan Amerika, birliktelik olarak koskoca Türkiye ile yetinmemektedir. Bizim gözümüzde terör örgütü olan PYD ve YPG, ABD’nin gözünde terör örgütü değildir; ama ABD’nin gözünde terör örgütü olan DAEŞ bizim gözümüzde de terör örgütüdür. Bu turtasızlıktır. ABD Ortadoğu’yu şekillendirmek isterken biz öncelikle kendi çıkarlarımıza bakmalıyız. Ama alınacak yeni şeklin çıkarlarımıza uygun olup olmadığını da çok erken fark etmeliyiz.

 

ABD’nin PYD ve YPG’ye verdiği silah ve mühimmatlar PKK'ya iletilince onlar da Mehmetçiğe kullanıyorlar. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bunu ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’e verdiğinde Biden bundan haberi yokmuş gibi davrandı. PYD ve YPG, IŞİD’e karşı savaştığı için ABD bunları terör örgütü olarak kabul etmiyor ama IŞİD'e karşı El Nusra da savaştığı halde El Nusra'yı terör örgütü olarak ilan ediyor. Bu koca bir çelişki ve çifte standarttır!

 

ABD’nin ne yaptığını İsrail’in ne istediğine bakarak anlayabilirsiniz!

 

“Vaat edilmiş topraklar” Museviliğe göre Yehova tarafından İsrailoğullarına vaat edilmiş Fırat Nehri’nden Nil Nehri’ne kadar olan geniş bölgedir. Yahudilik inancına göre Musa Filistin'e girene kadar buraları dolaşmış. Tam sınırları belli olmamakla beraber, bugün İsrail topraklarını oluşturan bölgenin vaat edilmiş topraklar olduğu yaygın bir inançtır. Sınırlarının tam belli olmaması ise onların mevcut topraklarla yetinmeyecekleri anlamına da getirilebilir. Nitekim bu nedenle bu tanım hayli tartışmalıdır. “O günde Rab, Abraham'la ahdedip dedi: Mısır ırmağından büyük ırmağa, Fırat ırmağına kadar bu diyarı, Kenileri ve Kenizzileri ve Kadmonileri ve Hittileri ve Perizzileri ve Refaları ve Amorileri ve Kenanlıları ve Girgaşileri ve Yebusileri senin zürriyetine (soyuna) verdim” (1).

 

Binlerce yıl önce Yüce Allah belki böyle vahyetmişti. Fakat bu ifadede geçenlerin hangileri asrımızda vardır? Siyonizm bu vaadin hala geçerli olması uğrunda kan ve gözyaşı akıtmanın adıdır.

 

Yahudilerin kendilerini Tanrının ilahi sözünün muhatabı ve özel seçilmiş kavmi olarak görüp şımarmaları bilim adamlarını harekete geçirmelidir. Bu sosyo-psikolojik ve psiko-sosyolojik inceleme gerektiren bir inançtır. Sosyo-psikoloji diyorum çünkü bu inançtakilerin topluma ve bu inançtaki Siyonist toplumun Filistinlilere olumsuz anlamda psikolojik etkileri söz konusudur. Psiko-sosyal diyorum çünkü bu inancın zarar verdiği toplumların psikolojik tedavi görmeleri gerekiyor. Böyle düşünen Yahudiler ve onların zarar verdiği kişi ve toplumlar tedavi olmalıdırlar. Uzun zamandır her Filistinli çocuk zulüm altında psikolojik travmayla büyümektedir.

 

Yahudi kaynaklarında (2) İsrailoğullarının Abraham’ın (Hz. İbrahim) Fırat ve Dicle nehirlerinin suladığı her çeşit meyve ve sebzenin yetiştiği, “Verimli Hilal” denen bölgede, Mezopotamya’da (bugünkü Irak) Ur-Kasdim’de doğduğu ve daha sonra babasıyla Harran’a göç ettiği ve oradayken Tanrının emriyle Kenan diyarına gitme talimatı alarak ilahi yolculuğuna çıktığı şeklinde inanç yer alır. Yahudiler bu ifadelerden İsrailoğullarının Tanrı tarafından dünyaya örnek olarak seçilen özel bir ırk oldukları yorumunu yaparlar. Bu konuda başka bir fasılda ise özetle şöyle izah edilir: Tanrı Abraham’a “beni destekle ve eğer Tektanrıcılık dünyaya yayılırsa sana iyi bir toprak parçası vereceğim” diye hiç bir şart koşmadı ve karşılığında hiç bir ahit (söz) almadı, Tanrı sözü olarak sadece senin soyunu seçtim ve verdim dedi şeklinde geçer (3).

 

Kenan diyarı ve kutsal toprakların manevi (tinsel) olarak duyarlı özel bir yer ya da kutsal bir vatan anlamını ifade eder. Ancak ‘Kutsal Toprak’ anlayışına 11. yüzyılın Tora yorumcusu Rasi farklı bir yorumla yaklaşır: “Tanrı ilahi kitabında Yahudi ulusuna İsrail toprağını vermekten bahseder ve sözünü teyit eder. Eğer Yahudiler Misyonlarını terk ederlerse toprağı da kaybederler. Bu manevi bir iddia ve Tanrı’nın sözüdür. Yahudi ulusuna İsrail toprağını Tanrı verdi. Kutsal kitap Tora’nın Yahudilere bir din devleti ve manevi bir iddia kazandırdığını idrak etmek çok önemli ve temel bir husustur.” Rasi Tanrı mülkü kutsal topraklarda sadece bir din devleti kurulabileceğine işaret eder.

 

Bereşit Şemot kitabının yorumuyla, Tora’nın yorumcusu arasında bir çelişki söz konusudur. Birinci yorumda Tanrının hiç bir şart ve koşul koşmadan, Kenan diyarının topraklarını İsrailoğullarına verdiği açıklanırken, ikinci yorumda ise eğer Yahudiler Misyonlarını terk ederlerse, toprağı da kaybederler sözü, Kenan diyarının bir bedel, bir görev, bir sorumluluk karşılığında verildiğine işaret eder. İkinci yorumda “Bu manevi bir iddia ve Tanrı sözüdür” şeklinde ilahi kaynaklı olduğu vurgulanır. Kuran-ı Kerim’de “Ey İsrailoğulları! Sizi ni’metlendirdiğim o ni’metimi hatırlayın ve ahdimi yerine getirin. Ve (böylece) ben de size olan ahdimi yerine getireyim. Ve (ahde sadakatte) artık sadece benden korkun” (4) ve “Ey İsrailoğulları! Sizin üzerinize nimetlendirdiğim nimetimi hatırlayın. Ve muhakkak ki Ben, sizi âlemlere üstün kıldım” (5) ayetlerinde bu konuyla bir arada hatırlanır. Ayette bu üstünlüğün ırkla alakası yoktur. Peygambere uyarsın ve Allah da yardım eder, Kur’an’ın kastettiği budur. Ayette “üstün kıldım”dan kasıt “üstün gelmenizi sağladım”dır. Yani Allah onların diğer kavimlere karşı peygambere uydukları için Allah’ın yardımıyla üstün geldiklerini hatırlamalarını istiyor. Buradaki “nimet” Maide suresindeki (6) gibi bir “vahiy”dir; vahiylerle nimetlenmişlerdir. Bu mesajları sonradan saptırarak kendilerini imtiyazlı görmüşlerdir. O imtiyazın neticesinin adı zamanımızda “Siyonizm”dir. Bir ayetin saptırılması bakın nelere mal oluyor.

 

KAYNAKLAR:

  1. Tevrat, Tekvin, 15. Bab
  2. Bereşit, Şemot Kitabı, 12. Bölüm.
  3. Bereşit, Şemot Kitab-ı Kerim, 15:18-21
  4. Bakara, 40
  5. Bakara, 47
  6. Maide, 3
Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Symbol bbs inşaat Ramada romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark cemtur son reklam Beykar BasiskeleSanayi Aytaş Şömine ACARLAR TURİZM YENİ