20 Ekim 2017 Cuma
Melek Engin Aktemur

Melek Engin Aktemur

aktemurmelek@gmail.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Kırk yama

Melek Engin Aktemur

18 Kasım 2016 tarihli yazısı

Misafir olarak gittiğim evin hanımından namaz kılmak için seccade istedim. Hanım hemen bir seccade getirip seriverdi. Seccade renk renk , desen desen küçük parçalarının birleşmesinden oluşmuştu. Çoğu yeri ebrimiş ve eskimiş olmasına rağmen çok gözalıcıydı. Seccade ilgimi çekmişti. Her parçası adeta dile gelmiş, zihnimi alıp eski zamanlara götürüvermişti bile. Bu seccade, ninelerimizin  ‘kırkyama’ dediği elemeği göznuruyla yapılmış bir seccadeydi. Kısacık bir zaman diliminde neler düşündürdü bana.

 

‘’Hmm, şu pembe çiçekli basma kimbilir neydi?’’

‘’Ya şu siyah parlak kumaş.. Bu bir zamanların önlük kumaşıydı, evet hatırladım’’

‘’ Eskinin basması, pazeni, akfilide çok güzelmiş, yeniyken kimbilir ne kadar gözalıcıydılar.’’

‘’Ama bu kırkyama seccade zihnimi meşgul edecek, en iyisi tersini çevirip namaza durmak!’’.

Bir çırpıda zihnimden bunlar geçivermişti , neyse ki astarı sadeydi de bu düşüncelerden sıyrıldım. Tekrar seccadenin yüzünü çevirdim, çünkü ilgimi çekmişti. Bunu kim yapmış, nasıl uğraşmıştı. Minicik parçaları düzgün bir şekilde bitiştirmek maharet ister, sabır isterdi.

 

Bütün bunlar bir tarafa, asıl önemli olan artan kumaş parçalarının değerlendirilmesiydi. Seccadenin eskiliği ve içindeki kumaş parçalarının desenleri, uzun zaman önce yapıldığını düşündürüyordu. Ev sahibesini çağırdım ‘’ Bu seccadeyi kim yaptı’’ dediğimde;

--Annecim yaptı,dedi. Annem genç yaşta dul kalmış, çok yoksulluk çekmiş bizi büyütmek için. Bu seccade içindeki parçalar bana çocukluğumu hatırlatıyor. Bak, şu siyah kumaş benim okul önlüğümdü. Şu da eteğimdi.. Şu pembe çiçekli basmada elbisemdi, çok severdim o elbisemi.. Seccadem çok eskidi ama ona kıyamıyorum, bak buralarını onardım. O benim çocukluğumun tanığı ve anneciğimin el emeği göz nuru. Benim için çok değerli bir  seccade.

 

Nasıl değerli olmasın ki;

Bu güzel ve özel kırkyama seccade kırk, kırkbeş yıl öncesinde yapılmış. Kıtlık ve yoksulluğu dibine kadar yaşamış dul bir kadının acı tatlı hatıraları minicik kumaşlara gizlenmişti. Ben ise zahiri güzelliği görmekteydim. O  zamanın hanımları çoluk çocuğunun, eşinin giysisini kendi dikiyor ve örüyormuş.Dikişten artan minik parçaları bile değerlendirerek heba etmiyormuş.

 Günümüzde (patchwork) denilen elişini  ninelerimiz asırlar evvelinde  gelin olacak kızların çeyizi için bohça,seccade, yatak örtüsü olarak yapmaktaymış. İşte bu seccade de o zamanlardan günümüze ulaşmış. Görene ve düşünene aslında çok şeyler anlatmakta...

 

Şimdilerde kırkyama kurslarına epey rağbet var ama burada kullanılacak kumaşlar özel (patchwork) kumaşı. Dolayısıyla nenelerimizin yapmış olduğu kırkyama artık hanımların ihtiyaç için değilde zevk için yapmış olduğu bir uğraşı haline geldi.

Günümüzde yokluk kıtlık nedir bilinmediği için eskiden yaşananlara da bigane kalabiliyoruz. Modern dünyanın kapitalist düzeni her kesimi çarkları arasına almış  durumda.Sürekli tüketmek üzere kurulan bu sistem insanları buna teşvik ederek amacına ulaşmaktadır. Medya aracılığı ile türetilen özel günler buna örnek teşkil etmektedir. Anneler günü, babalar günü, sevgililer günü, yılbaşı... vs. Tüketmek üzere kurulmuş bir robot haline getirilen insan, adeta tüketim çılgınlığı yaşamakta, kendisi için gerekli, gereksiz herşeyi almakla daha mutlu olacağı düşüncesiyle hareket etmektedir. Oysa inancımızda israf kerih görülmüştür.

 

‘’Yiyiniz içiniz fakat israf etmeyiniz! Çünkü Allah (cc) israf edenleri sevmez.’’(Araf suresi 7/31)

Efendimiz (sav) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuştur:’’Yiyip için,giyinin ve tasadduk edin.Fakat israf etmekten sakının’’(Buhari)

Asrın alimi Said Nursi ‘’Halık-ı Rahim, nev’i beşere verdiği nimetlerin mukabilinde şükür istiyor. İsraf ise şükre zıttır, nimete karşı hasaretli bir istifhahtır. İktisat ise nimete karşı ticaretli bir ihtiramdır’’diyerek konuyu hulasa eder. 

Bir nenemizin yapmış olduğu kırkyama seccade bana – elindekiyle yetinmeyi, varolanı değerlendirmeyi ,sabrı, şükrü ve en önemlisi insanın fani oluşunu bir kez daha düşündürdü. Çünkü seccadedeki kumaşların  kullanıcıları bu gün toprağın altındaydı.  Ve.. bazı değerlerimizi ne kadar çabuk tükettiğimizide. Bazı şeylerin kıymetini bilmek için farkındalık oluşturmak gerekiyor. Elimizden kayıp giden zamanın, sağlığın ve Rabbimizin verdiği nimetlerin yok olmasından yine O’na sığınmak zorundayız.

 

Dünyanın bir çok ülkesinde aç, açık yaşamaya çalışan binlerce insanın olduğunu biliyor ve görüyoruz. Çöpe atılan her ekmek diliminde, modası geçti diye kullanılmayan kıyafetlerde, soğukta üşüyen, güneşte kavrulan aç  bedenlerin hakkı olduğu düşüncesi zihinleri meşgul etmeli. Hz Mevlana’nın şu sözüyle yazımı bitirmek istiyorum;

‘’Dünyanın bir yerinde birileri üşüyorsa ben ısınamıyorum. Birileri açsa ben doymuyorum.’’

Efendim,tefekkür eden tezekkür etmeyi, tezekkürü bilen  Allah’a teşekkür etmeyi bilir vesselam.. Hamd ve şükrümüzün daim olması duasıyla..

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Symbol bbs inşaat Ramada romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark cemtur son reklam Beykar BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ