14 Aralık 2017 Perşembe
Yüksel Yılmaz

Yüksel Yılmaz

sijoyukselyilmaz@windowslive.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

El Kaide’den doğan DAEŞ

Yüksel Yılmaz

12 Kasım 2016 tarihli yazısı

Siyonizm, 1970’lerde kapitalizm ve komünizmi birbirine vurduruyordu. Amerika ve Sovyet Rusya arasında soğuk savaş vardı. 27 Aralık 1979’da komünizmin hâkimiyet sürdüğü Afganistan’dan Moskova’ya “acil” kodlu bir çağrı ulaştı. Ülkedeki Müslümanlar dünyanın kendilerine verdiği “mücahidler” ismiyle komünist Afgan hükümetine karşı ayaklanmışlardı. Afgan hükümeti Sovyetlerden (Brejnev) acil yardım isteyince derhal gerçekleşti. Zira büyük enerji kaynaklarının tam merkezindeki Afganistan Sovyet Rusya'nın okyanuslara açılan kapısıydı.

 

Bir yanda komünist Afganistan hükümetiyle beraber Sovyetler Birliği vardı; diğer yanda ise Afgan mücahitlerle ‘düşmanımın düşmanı dostumdur’ diyen Amerika. Silahlar bu iki devlete ait olacaktı ama Afgan kanı akacaktı. Sovyet Rusya’nın 10 yıl süren Afganistan'ı kurtarma hayali Amerikan üretimi Stinger füzeleriyle nihayetlendi. Hatta o aylarda “Rambo” filmi çekildi. Daha önce Vietnam'ı komünistlerden temizleyen Amerikan ordusunun tek kişilik kahramanı Rambo artık Afganistan'da mücahitlerin yanında neredeyse hidayete erecekti (!). Amerikan gizli servisi destekli film endüstrisi Rambo'yu yüz binlerce sinema salonunda milyonlarca insana izlettirirken Müslümanlara bile alkışlattı. Anlatılan oydu ki mücahidler değil, eğer Amerika olmazsa dünya komünizm tehdidinden asla ama asla kurtulamazdı. Perde arkasında iki dev ülkenin yarışı olan bu savaşta Sovyetler Birliği 14 bin 453 askerini kaybetmiş, Afgan mücahitlerce Amerikan füzeleriyle tam 451 Sovyet uçağını düşürmüşlerdi. 1989’a gelindiğinde artık dağılmanın eşiğindeki Sovyetler geri çekildi. Ancak herkes evine döndüğünde Afgan dağlarında kalan enkazın 50 yıl sürecek başka bir büyük savaşı doğuracağını kimse bilemezdi. Ne gariptir ki, Afganistan'da Amerikan desteğiyle Komünistlere karşı savaşan mücahitler gün geçtikçe kalabalıklaşınca kontrolden çıkıp örgütlenerek silahlanmışlar ve eski dostları olan Amerika’ya o silahlarla dönmüşlerdi.

 

Batı dünyasının düşmanı 80'lerin başında komünistler, 90'ların başında ise daha önce ABD’nin Humeyni’ye saldırttığı Sünni bir Müslüman olan Saddam Hüseyin'di. Saddam silahlı olmasına ve arkasındaki desteğe güvenmişti. Dünyanın en zengin petrol yataklarının üzerinde oturmanın verdiği rahatlıkla Amerika’nın yiyip yiyip bitiremediği semiz eti Kuveyt’i işgale bile yeltenmişti. Dünyanın hazinesi olan petrol yataklarını ateşe verirken Irak'ta yüz binlerce zavallı Müslüman can vermişti.

Dünya artık kökten değişiyordu. Daha önce Afganistan'da komünistlerle omuz omuza mücadele veren Amerika ile mücahitlerin düşmanlığı Körfez Savaşı’yla daha da tetiklendi. Afganistan'da başlayan silahlı ve örgütlü Batı düşmanlığının Irak'a sıçraması çok sürmedi. 11 Eylül 1999’da kurulan örgüte “El Kaide” adı verildi ve lideri Suudi Arabistanlı zengin bir ailenin çocuğu olan Usame bin Ladin idi. Bu zamanlar biz Kocaeli’de Büyük Marmara Depremi’nin yaralarını sarmakla meşgul olduğumuzdan söz konusu örgütün kurulma aşamasını basından pek takip edememiştik. Ama o sabah canlı yayında asla unutamayacağımız görüntüler de yok değildi: İkiz Kulelere saldırının korkunç görüntüleri… Resmi makamlarca El-Kaide tarafından kaçırılan 4 yolcu uçağının, New York'taki Dünya Ticaret Merkezi’ne, Washington'daki Savunma Bakanlığı binasına ve Pennsylvania'da düştüğünde faturası 3 bine yakın zavallı insanın ölümüydü. Bin Ladin Sünni bir Müslüman olarak yetiştirildiği halde Sünni yaşam tarzını sönük ve pasif bulmuş, daha sonraları Müslüman Kardeşler'in cihad anlayışından ziyadesiyle etkilenerek İslami hareketçi bir çalışma grubunun üyesi olmuştu.

 

Resmi rakamlara göre 2 bin 996 kişinin hayatını kaybettiği o eş zamanlı saldırılar Bush gibi birinin ABD’nin başında olmasına rastlayınca aslında “Amerikanofobi”nin oluşması beklenirken başarılı politik manevralarla “İslamofobi” oluştu. 11 Eylül 1999’da El Kaide Amerika'ya açıktan savaş ilan edince tam da Amerika’nın istediği bahane doğmuştu. Amerikan toplumunun geneli savaşa karşı olduğundan Cumhuriyetçi Parti ve George Walker Bush gibi savaş yanlılarının Amerika'nın o savaş ilanına yanıt vermeleri uzun sürmedi. Onlar “bahane” ararken “gerekçe” kendiliğinden gelmişti. 20 Eylül 2011’de Bush, Usame bin Ladin’in iadesi için Afganistan’a ültimatom verdi. Bu olayın sorumlusu olarak gördüğü Usame bin Ladin'i yakalayıp cezalandırmak ve Taliban yönetimini görevden indirmek için 7 Ekim’de Afganistan’a asker gönderdi. Başkent Kabil 13 Kasım'da düştü. 2002’de Küba'daki Amerikan üssü Guantanamo'da işkence hapishanesi açıldı. Bush İran, Irak ve Kuzey Kore'yi dünya barışını tehdit eden “Şer Eksenine” yerleştirerek, ABD güvenliğini tehdit eden devletlere karşı “önleyici savaş” doktrinini açıkladı. Kongre, Irak'ın vurulmasını onayladı.

 

Ocak 2003’te dönemin Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, Irak'a müdahaleye karşı çıkan Fransa ve Almanya'yı “Eski Avrupa” olarak nitelendirdi. 20 Mart’ta ABD ve Suudi Arabistan liderliğindeki dünya koalisyonu Irak'a girerek Irak Savaşı'nı başlattı. Başkent Bağdat 9 Nisan’da düştü. Zira öncelikli hedef eski düşman Saddam Hüseyin’di. 3 Ekim’de Koalisyonun soruşturma komisyonu, Irak'ta savaşın gerekçesi olarak gösterilen kitle imha silahlarının bulunmadığını açıkladı. Önce heykeli sonra iktidarı devrildi. Irak lideri saklansa bile 13 Aralık’ta yakalandı. Batı basını bunu, “Kıskıvrak yakalandı” şeklinde duyurmuştu. 2004’te Irak'taki Ebu Gureyb cezaevinde Amerikan askerlerinin Iraklılara işkence yaptığını gösteren fotoğraflar bütün dünyada tepkilere neden oldu. O yıl Bush tekrar Başkan seçilince zulüm kaldığı yerden devam etti.

30 Aralık 2006’da Saddam Hüseyin dünya kamuoyunun önünde Amerika’nın istediği zaman ve yerde idam ettirildi. Binlerce insanın ölümünden sorumlu olan Saddam onurlu yaşamasa idam esnasında onurlu öldü. Onun zulümlerinin cezasını mevcut Hıristiyan birliği değil, mevcut olması gereken bir İslam birliği vermeliydi. Ne var ki Müslümanların birlik olmaları daima engellenmiştir. Medeniyetler çatıştırıldı. 2008’de Iraklı bir gazeteci Bağdat'ı ziyaret eden Bush'a ayakkabı fırlatana kadar Irak ikinci planda kaldı. Zira bu süre zarfında Katrina Kasırgası New Orleans'ı vurmuş ve Bush yönetimi, çoğunluğu siyahî olan felaketzedelerin akıbetlerine kayıtsız kalmakla suçlanmıştı (2005). Ayrıca Lehman Brothers bankasının çöküşü dünyadaki mali kriz depremini tetiklemişti (2008). Kısacası Bush baştı; ama başı rahat değildi.

 

2011’de Usame bin Ladin Pakistan’ın Abû-Dâbâd kentinde yakalanıp öldürüldükten sonra El-Kaide o günden sonra pek çok örgüte bölündü. Bağlantısı yok denecek kadar az olsa da onun devamı olarak DAEŞ kuruldu. 2014'te Irak'ta kuruluşunu ilan eden ilk yıllarında sadece Irak'ın kuzey bölgelerine düzenlediği saldırılarla isminden sıkça söz ettiren bu kanlı örgüt Suriye'de iç savaş başladıktan sonra bu adı aldı. Derken aldığı gizli desteklerle günden güne büyüdü. Büyüdükçe silahlandı, silahlandıkça radikalleşti. Radikalleşti çünkü asıl tehlikeli olanlar ve en az komünistler kadar anti-Amerikan olup hedeflenmesi istenenler onlardı. Irak'ın kuzeyindeki Musul kentini tek bir kurşun dahi harcamadan ele geçirmesinin nedeni zaten kendisinin büyümesinin istenmesiydi. Sonra Suriye'ye yürüdü ve Rakka'yı alarak başkent ilan etti. Kuzeybatı Irak'tan Güneydoğu Suriye'ye kadar topraklarını genişletti. İsmini kanlı saldırılarla duymayan kalmadı. Kasım 2015’in başlarında Fransa'yı sarsan terörist saldırıların, hemen ardından Belçika'da düzenlenen saldırı dalgalarının, hatta Türkiye'de Ankara garı ve İstanbul Atatürk Havalimanı’nda masum sivilleri hedef alan terörün ve Medine’de Mescidi Nebevi’ye yönelen bombalı saldırının faili olarak dünya kamuoyuna ilan olundular.

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Yeşil Doğa Evleri Beykar bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ konak_dr