27 Şubat 2017 Pazartesi
Mevlüt Soysal

Mevlüt Soysal

mevlutsoysal@gmail.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Kocaeli Barosu ve bundan sonrası

Mevlüt Soysal

18 Ekim 2016 tarihli yazısı

Demokratik kitle örgütlerinin, meslek odalarının, kısaca sivil toplum örgütlerinin tamamının etkisizleştirildiği bir dönemde, “Çok etkin bir Kocaeli Barosu yaratmak” elbette kolay değil.

Malum, hangi kurumun kapısını çalsanız, “Biz eskiden şöyle şöyle yapardık” diye söze başlıyor bir yönetici…  

“Bir açıklama yapardık hükümet karar değiştirirdi.”

“Bir yürüyüşümüzde bin kişi arkamıza takılırdı.”

Artık o dönemler yok…

Bu yüzden, böyle bir dönemde bir meslek odasının başında olmak, dünden çok daha zor…

Bu yüzden ikinci dönem Baro Başkan Adayı olduğu için kutlanmalıdır Sertif Gökçe…

 

***

 

Bir başka sorun;

Türkiye’de bir kesim sivil toplum örgütlerinin önemini çok iyi kavradı.

Bu örgütler nedeniyle talepler yerine geldi, bu örgütler nedeniyle mağduriyetler çözüldü, bu örgütler nedeniyle çeşitli haklar kazanıldı.

Fakat yeni nesil düne uzak olduğundan “Sivil toplum örgütü nedir?” sorusunun yanıtını sağlıklı olarak veremedi.

Dolayısıyla, 50 yaşındaki bir avukatın gözündeki Kocaeli Barosu ile 25 yaşındaki bir avukatın gözündeki Kocaeli Barosu aynı değil. 50 yaşındakinin gözünde kendi varoluşu ile benzer bir manaya gelirken, 25 yaşındaki için bir “sosyal çevre”…

Özetle, “yeni gençlik” mesleki odalara yaş almış kitle kadar aidiyet beslemiyor. Başkanı kim olmuş, yöneticiler kimler, program ve projeler neler… Zerre önem taşımıyor.

Bir de buna lümpenleşmeyi ve yozlaşmayı eklerseniz, sivil toplum örgütlerinin nitelik ve nicelik açısından her geçen gün daha da geriye gittiğini fark edersiniz.

 

***

 

Bundan önceki ifadelerim geneldi. Biraz da Kocaeli Barosu özeline geleyim:

Kocaeli’nin 20 yıl öncesiyle alakalı örnek veren bir avukat, “Eskiden bütün avukatlar birbirini tanırdı” dedi.

Elbette ki tanırdı. O zamanki ülke yöneticilerinin ve akademisyenlerin aklına “Her kente 2-3 üniversite açalım, mühendislik ve hukuk çok pahalı, hukuk fakültelerini iki hocayla hallederiz, al sana üniversite” fikri gelmemiş olacak ki, AK Parti ile birlikte her yer üniversite ve her yer hukuk fakültesi oldu.

Eğitimin kalitesi düştü.

Ötesi, hukukçuların “toplumu dönüştürücü” ve “demokratik bir ülke için önemli” yanı eğitimlerde eksik verildi.

Malum, faşizm de demokrasi de temeline hukuku alarak yükselir.

Bu yüzden su kadar önemli…

Hukukçular bu konunun yeterince bilincinde olmadı.

 

***

 

Özetlersem;

Bir: AK Parti meslek odalarını etkisizleştirmek için büyük mücadele verdi, bunda nispeten başarılı oldu.

İki: Yeni nesil sivil toplum örgütlerinin önemini kavrayamadı.

Üç: Gençler yaş almışlara göre politik açıdan daha duyarsız yetişti.

Dört: Hukuk fakültesi ve beraberinde hukukçu enflasyonu yaşandı.

 

***

 

Peki, bunlar gibi nedenlerden dolayı meslek odası başkanlığı ya da yöneticiliği bir hayli zorlu hale gelmişken, Sertif Gökçe’nin iki yıllık Baro Başkanlığı nasıldı?

İki açıdan bakmak gerek…

Bir: Meslek içi…

İki: Politik…

İlk şıkla ilgili herhalde bütün avukatlar “Çok iyi bir dönemdi” ifadesini kullanır.

Bu kadar çok meslek içi eğitim programlarının yapıldığı, ilçeler arasına servislerin konulduğu, Baro binası ile ilgili önemli adımların atıldığı başka bir dönem herhalde yoktur herhalde…

Bir de kolay ulaşılan bir başkan varken kurumun başında…

Meslek içi çalışmalar noktasında başarısını görmezden gelemeyiz Sertif Gökçe’nin…

Bu yüzden kendisini tebrik ediyorum.

Fakat ikinci şık…

Gerek genel kurul konuşmaları, gerekse de Gökçe’nin aldığı eleştirilerden anlıyoruz ki, Kocaeli Barosu, geçmiş dönemlerde olduğu gibi bu dönem de sıcak politik konularda hızlı ve güçlü tepki veremedi.

Malum, baskı dönemleri hukukun bertaraf edilmesiyle kendine alan açıyor.

“Anayasa Mahkemesi’nin kararını tanımıyorum” derken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; hukuk eliyle tasfiye edilecek isimler miting meydanlarında açıklanırken; milletvekillikleri düşecekler yasama eliyle belirlenirken…

Elbette ki “Hukuk devletinde bunlar olmaz” diyen Baro olmalıydı. Eyleme dönüşmeliydi söylemler…

 

***

 

Ve tabii ki en önemlisi:

15 Temmuz Kanlı Darbe Girişimi’nin ardından yaşanan süreç…

Masumiyet karinesi hiçe sayılırken, soruşturma süreçlerinin savunma tarafı eksik bırakılırken, avukatlar “ayak bağı” muamelesi görürken, yargısız infazlar “olağan bir hal” halini almışken, kuşkusuz ki açıklama yapmaktan daha ileri giden bir Baro olmalıydı.

Elbette ki “Kocaeli Barosu, diğer barolardan daha iyiydi bu konularda” diyeceksiniz.

Hak veririm…

Fakat bu durum, Kocaeli Barosu’nu “başarılı” kılmaz, “kötünün iyisi” yapar.

 

***

 

Özetlersem;

Meslek içi konularda çok iyi, politik meselelerde ise vasatın üzerinde bir Kocaeli Barosu vardı.

Bu dönem eksik yanların giderileceğini ve dört dörtlük bir Kocaeli Barosu olacağına inancım tam…

Nasıl mı?

Sertif Gökçe öneriye açık ve kolay ulaşılabilen bir isimdir. Bu nedenle sadece yönetim değil, tüm hukukçular görüşlerini Gökçe’ye iletmelidir. Genel kurulda kürsüye çıkıp sadece eleştiri yapanlar bu dönem Gökçe’yle daha fazla yan yana olmalıdır.

Türkiye, tarihinin en zorlu süreçlerinden birisini yaşarken tecrübeli avukatlar birikimlerini Baro Yönetimi ile daha fazla paylaşmalıdır.

Kısaca;

Hızlı tepki veren ve korkmayan bir Kocaeli Barosu oluşturulmalıdır bu dönem…

 

***

 

Sertif Gökçe’ye başarılar diliyorum.

Daha doğrusu, başarılarının devam edeceğine inancımın tam olduğunu belirtmek istiyorum.

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
ACARLAR TURİZM YENİ İBRAHİMOĞLU 2017 Aytaş Şömine Akmis Beykar Hazal parke
Ekcan kesmar cemtur son reklam artı otomat 2017