22 Eylül 2017 Cuma
Mustafa Kalabalık

Mustafa Kalabalık

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Milli iradenin demokratikleşmesi!

Mustafa Kalabalık

01 Ağustos 2016 tarihli yazısı

Her koşulda karşılaşılan bir durumda, tekrar tekrar aynı şeyleri yaşamak, yaşatılmak, bireysel ya da toplum adına insanı tuhaf bir duruma konulduğunu hissettiriyor.

 

Çok değil, daha birkaç ay içinde sizlerle paylaştığım yazılarımdan sadece birkaçını hatırlatmak istiyorum izninizle..

 

***

 

"Basiret"terim olarak; “idrak”, ”anlayış”, ”kavrayış” kuvveti, derin görüş, ileriyi görme, bilinçle kestirme gibi anlamlara gelmektedir… Basiret, kavrama yeteneğidir. Olay ve nesneleri anlayıp kavramaktır. Basiret, bilmek anlamına da gelir. Marifet, bilmek ve tanımak demektir…

 

İlmel yakin; bir şey hakkında yakından bilgi sahibi olmayı. Aynel yakin; bir şeyi yakından görmüş olmayı, Hakkal yakin ise bir şeyin özüne vakıf olmayı, kuşatıcı biçimde bilgi sahibi olmayı ifade eder. Basiretli olmak için bu boyutta bilgi sahibi olmak gereklidir.

 

Buraya kadar söylenenleri bir düşündüğümüzde, acaba yöneticilerimiz, “ma’rifetli”, “tahkikatçı”, sorumluluk alanlarına “yakin”, “ilmel yakin”, “hakkal yakin” ve nihayetinde “basiretli”mi sizce?

 

***

 

Sorunları anlık yaşarmışçasına çözüm yolları aramak, geleceğe karşı sorumluklarımızı tam olarak algılayamamaktır. Bugün içinden geçtiğimiz dünya gerçeğini görmemek, sorunların ve krizlerin sebebini sadece siyasi iktidar sahiplerinin politikalarına yüklemek, devlet idaresine gelebilmek için mücadele içinde olan tüm meşru siyasi partilerin, muhalefetin, STK’ların da sorumlulukları değil mi?

 

Dün farklı tanımlanan yargı organlarınca(!) tutuklanan, onlarca gazeteci meslektaşımızın yerini, bugün başka yargı organlarınca(!) tutuklanan gazeteci meslektaşlarımız aldı…       

 

Sorun aslında aynı! Ama, “çıkanlar” umuda yelken açarken, “girenler” umutsuzluğa doğru yelkenlerini kapatıyor. Giren çıkan değişiyor, içeri atanlar değişiyor, sorunlar olduğu yerinde sayıyor.

 

***

 

Bazen yakın dostların bile senden şüphe duyuyorsa eğer, uzaktakilerin ve seni hiç tanımayanların “yafta” yakıştırması gayet doğaldır.. Kimi insan işine geldiğini, işine geldiği şekilde yorumlamak ve adlandırmak suretiyle kendisini mutlu eder. Her insanın bir tahammül sınırı, kabul edebilirlik zamanı vardır hâlbuki.  Vardır ama bunu ölçmek de pek mümkün değildir.

 

İçinden gelir insanın o dönüşümü.., o itirazı.., o isyanı. Hak verdiklerin, bir bakarsın hak yiyen olur. Hak yiyenler(!) de, bir bakarsın hakkı yenilene dönüşür..!

 

***

 

Gelelim tekrar bugüne. Dilimiz döndüğünce, aklımız erdiğince, vicdanımıza sığdırdıklarımızla uyarmaya, söylemeye, yazmaya gayret ettik, ediyoruz.

 

Adalet arayanların hiç eksilmediği, dağıtanların ise hep yer değiştirdiği bu güzel ülkemizde, kimi makamların nasıl basiret sahibi oldukları(!), çözümsüzlüklerin sebebi olmalarına rağmen sorumluluklarına nasıl da sahiplenmedikleri, aksine zeytinyağı gibi su yüzeyine çıktıklarını görüyor musunuz siz de?

 

Çözümsüzlüğü çözüm olarak görenler, adaletsizliği bir öç alma şekli sayanlar, eskinin kutsallaştırılmış kurumları yerine bir başka kutsallaştırma gayretinde olanlar, adaletin ta kendisine de zarar verdiklerini hesaba katıyorlar mı sizce?

 

Kuruları bulamayanların yakmakta olduğu yaşlar, adaletin vicdanına ve topluma gözyaşı olarak akıyor hâlbuki…         

 

Bu arada, özellikle darbe girişiminden sonraki hızla, TSK’nın yeniden yapılanması ve siyasi iradenin denetim ve kontrol altına alınması konusu da gündeme geldi tekrar..

 

Birçok kişi ve kurumun, birbirinden farklı da olsa fikir beyanlarını okuyor ve dinliyoruz. Özellikle liyakat konusunu sadece (sivil ya da askeri) bürokrasi için dillendirenlerin, nedense hala siyasetçi liyakati için tek bir cümlesini duyamamak şaşırtıcı değil mi?

 

Siyasi partiler yasasının demokratikleştirilmesi!

 

Siyasi partiler yasasının, milli iradeyi tam manasıyla yansıtacak şekilde düzenlenmesi!  

 

Milli iradenin, parti liderlerince seçilenler arasından sandığa gidilerek, tercihte bulunmak zorunda bırakılmasının artık son bulması!

 

Siyasetçilerin ve siyasi idarecilerin yetiştirilmesi!

 

Devlet ve kurumlarının idaresinden bihaber olanların, öngörüsüz, ma’rifetsiz, liyakatsiz, adaletsiz ve basiretsizlerin siyaseten yükselmesi!

 

Seçim sistemimizin daha da demokratikleşmesi!

 

TSK, yargı, medya, YÖK, üniversiteler, liseler ve STK’ların demokratikleşmesinden, liyakat esasına dayanmasından, milli iradeyi esas almasından, içlerindeki hainlerin(!) ayıklanmasından daha mı önemsiz?

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
bbs inşaat Sanberk_yan eskar Gökhan Otel Ramada romatem İBRAHİMOĞLU 2017 konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark cemtur son reklam Beykar BasiskeleSanayi Aytaş Şömine ACARLAR TURİZM YENİ Ford