21 Eylül 2017 Perşembe
Mehmet Sönmezoğlu

Mehmet Sönmezoğlu

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Allah’a kul olmak (2)

Mehmet Sönmezoğlu

22 Temmuz 2016 tarihli yazısı

Hz. Peygamber (s.a.s.), bizzat Allah’ın övgüsüne mazhar olan, tüm yaratılmışların en seçkini bir insan olduğunun idrakinde olmalı, ancak bununla beraber Kur’an’da ve onun kendi ifadelerinde geçtiği gibi O’nun “Allah’ın kulu ve resûlü” olduğu gerçeği göz önünde bulundurulmalıdır. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.s.) hükümdar bir peygamber olmayı değil,  kul bir peygamber olmayı tercih etmiş ve bu istikamette bir hayat sürmüştür. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), diğer insanlar gibi Allah’ın her türlü emir ve yasağının muhatabı olmuş, hatta bazı durumlarda daha ağır sorumluluklarla mükellef kılınmıştır. Efendimiz (s.a.s.), Allah’a karşı kulluk görevlerini en iyi şekilde yerine getirmenin gayreti içinde olmuştur. Hz. Peygamber (s.a.s.) kendisine verilen üstün vasıfları dolayısıyla kulluktan geri kalmamış, bilakis bu vasıfları O’nun ibadete olan şevkini ve gayretini daha da artırmış, neticede Allah’a nasıl iyi kul olunacağı konusunda biz ümmetine güzel örnek olmuştur.

 

Allah’a kul olabilmek ve Allah’ın “Kulum” iltifatına nail olabilmek bir insan için en büyük bir mertebe ve şereftir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), Allah’a kul olmaktan ve Allah’ın kulu olarak anılmaktan son derece manevî bir haz alırdı. Nitekim Hıristiyanların İsa (a.s.)’ı övmede aşırıya kaçmaları üzerine şöyle buyurmuştur: “Beni övmede siz de haddi aşmayın. Bilin ki ben sadece bir kulum. Benim hakkımda ‘Allah’ın kulu ve elçisidir’ deyin.” (Buharî, Enbiyâ, 48) Nitekim Kur’an’da diğer peygamberlerden ve Efendimiz (s.a.s.)’den bir kul olarak bahsedilmiştir. Mesela Hz. Peygamber (s.a.s.)’in en büyük mucizelerinden olan İsra ve Mirac hadiselerinin anlatıldığı ayetlerde şöyle buyrulmaktadır: “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir.” (İsrâ, 17/1) “Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.” (Necm, 53/10) Biz mü’minler de her namazımızda tahiyyat okurken ve imanımızı ifade için her şehadette bulunduğumuzda “abdühü ve resûlühü” deriz, yani O’nun Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna dair inancımızı dilimiz ile ikrar, kalbimizle de tasdik ederiz.

 

Kulluk edilmeye layık tek varlık Yüce Allah’tır. Zira tüm varlık âlemini yoktan var eden, daha sonra yok etme kudretine de sahip olan, yarattıklarını rızıklandıran, yaşatan, öldüren ve tekrar diriltip hesaba çekecek olan, din gününün sahibi, herşeyi gören, işiten, ilmi herşeyi kuşatan, herşeye gücü yeten, varlığının başlangıcı ve sonu olmayan, herkesin kendisine muhtaç olduğu ama kendisi kimseye muhtaç olmayan vb. pek çok kemal sıfatlara sahip olan, noksanlıklardan münezzeh olan yegane varlık Allah Teâlâ’dır.

 

Allah’a kul olmak insanın değerini yüceltir, onu gerçek özgürlüğe ulaştırır. Zira sadece Allah’a kul olanlar başka şeylere kulluktan kurtulurlar. O’na kulluktan kaçınanlar ve bunu da özgürlük olarak kabul edenler ise para-pul, mal-mülk ve servet, makam-mevki gibi dünyevî menfaatlerin, şehvet, şöhret gibi türlü aldatıcı ihtirasların kulu kölesi haline gelir, adeta nefislerini ilâhlaştırırlar. Allah’a kulluktan yüz çevirmenin sebeplerinden biri de şeytanî bir vasıf olan kibirdir. Cenâb-ı Hak, kulluktan uzaklaşanlar hakkında şöyle buyurur: “Bana kulluk etmeyi kibirlerine yedirmeyenler aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir.” (Mü’min, 40/60) Bir hadis-i şerifte de şöyle buyrulur: “İnsan kulluk vazifesini ifada kusur gösterirse, Cenâb-ı Hak onu gam ve kedere mübtela kılar.” (Ali el-Müttakî, Kezü’l-Ummal, No; 6788)

 

Allah’a kul olmanın gereklerinden biri de O’ndan razı olmaktır. Kulluk iddiasında bulunan kimse bollukta darlıkta, sağlıkta hastalıkta, iyi günde kötü günde, nimette de külfette de hasılı her durumda Allah’a olan bağlılığını korumalı, ibadet ve taatini asla aksatmamalıdır. Allah da kendisinden razı olan kimseleri razı olduğu kulları arasına dahil eder ve onları şöyle müjdeler: “Ey huzur içinde olan nefis! Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön. (İyi) kullarımın arasına gir. Cennetime gir.” (Fecr, 89/27-30)

 

Kulluğun en önemli şartlarından birisi de devamlılıktır. İnsanı kulluk için yaratan Allah, kulluğun şeklini ve şartlarını da belirlemiş ve gönderdiği peygamberler vasıtasıyla insanlara bildirmiştir. Dinimize göre akıl sahibi bir insanın kulluk mükellefiyeti buluğa ermesiyle başlar ve eceli gelinceye kadar devam eder. Kulluk belli gün, gece, hafta ve aylara tahsis edilip geri kalan zamanlarda rafa kaldırılan bir görev değildir. Bilakis hayatın her alanında ve ömrün her anında yerine getirilmesi gereken bir sorumluluktur. Bundan dolayı Kur’an’da “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et   (Hicr, 15/99) buyrulmaktadır. Hz. Peygamber (s.a.s.) de bir hadis-i şerifinde ibadetlerde devamlılığın esas olduğunu vurgulamıştır.  (Buharî, İman, 329)

 

Bir kimse sadece “ben Allah’ın kuluyum” demekle kul olamaz. Kulluğun davranışlarla ispatlanması gerekir. Bunun için Allah’a kâmil manada iman etmeli, O’na tazim ve saygı göstermeli, O’nun emir ve yasaklarına riayet etmeli ve Allah’ın rızasını kazandıracak ameller yapmalıyız. Böylece Fatiha suresinde ifade edildiği gibi “Yalnız Allah’a kulluk edip, yine yalnız O’ndan yardım dileme” kıvamında bir kulluk şuuruna ulaşabiliriz.

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
bbs inşaat Sanberk_yan eskar Gökhan Otel Ramada romatem İBRAHİMOĞLU 2017 konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark cemtur son reklam Beykar BasiskeleSanayi Aytaş Şömine ACARLAR TURİZM YENİ Ford