29 Mayıs 2017 Pazartesi
Mehmet Sönmezoğlu

Mehmet Sönmezoğlu

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Allah’a kul olmak (1)

Mehmet Sönmezoğlu

15 Temmuz 2016 tarihli yazısı

Yüce Rabbimiz tüm varlıkları bir sebebe, bir hikmete binaen yaratmıştır. Âl-i İmrân suresi 191. ayetinde Yüce Rabbimizin hiçbir şeyi boş yere yaratmadığına vurgu yapılarak bu gerçeğe işaret edilmiştir. İnsanın yaratılışının ve dünyaya gönderilişinin gayesi de hiç şüphesiz Allah’a kulluktur. “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” (Zariyât, 51/56) ayeti bu gerçeği çok net bir ifade ile beyan etmektedir. Yine “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder” (Kıyâme, 75/ 36) ayetinde insanın sorumlu bir varlık olduğu belirtilmektedir.

 

Kulluk, dinimizde “ubudiyyet” kelimesi ile ifade edilmektedir. Kulluğu, insanın her zaman Allah’ın murakabesi (gözetimi) altında olduğunun bilincinde olarak Allah’ın yüceliği, azameti karşısında saygı duyması, O’nun buyruklarına boyun eğmesi, O’na tam bir samimiyetle itaat edip teslimiyet göstermesi, Allah’ın rızasını kazanmak maksadıyla O’nun hoşnut olduğu işleri yapıp, hoşnut olmadığı şeylerden sakınması olarak tarif edebiliriz. Kulluk görevlerini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışan kimse yaratılış gayesini gerçekleştirmiş olur ve insanlığın kemaline ulaşır. İyi bir Müslüman olarak Allah’ın rızasını elde eder, ahiret hayatında da ebedî kurtuluşa erer ve cennete girmeye hak kazanır.

 

Kulluk etmek insanın fıtratında vardır, çünkü insan kul olacak kıvamda yaratılmıştır.  Bu özelliğinden dolayı insan kendisinden daha güçlü yüce bir varlığa inanma ve ibadet etme ihtiyacı duyar ve bir arayış içerisine girer. Her insan kendisine verilen akıl nimeti sayesinde tabiattaki varlıklar ve olaylar üzerinde düşünerek Allah’ın varlığını ve O’na kulluk etmesi gerektiğini kavrayabilir. Buna rağmen kullarına karşı çok merhametli olan Yüce Allah (c.c.) insanlara inanç ve ibadet konularında rehberlik etmeleri için peygamberler ve onlar aracılığıyla kitaplar göndermiştir.

 

Bu kutlu elçiler insanları Yüce Allah’a kulluk etmeye çağırmışlar, Allah’tan başka şeyleri ilâh edinmekten sakındırmışlardır. Kur’an’da bu durum şöyle haber verilmektedir: “Andolsun biz, her ümmete, ‘Allah’a kulluk edin, tağuttan kaçının’ diye (emretmeleri için) bir peygamber gönderdik...” (Nahl, 16/36)

 

Yine Kur’an bize peygamberlerin gönderildikleri kavimlere “Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka ilâhınız yoktur” şeklinde tebliğde bulunarak yalnızca Allah’a kulluk etmeye davet ettiklerini, bu davete uymadıkları takdirde karşılaşacakları azap konusunda uyardıklarını bildirmektedir. (Mesela bkz. En’âm, 6/61; A’râf, 7/59, 65, 73, 85; Yûnus, 10/3; Hûd, 11/26, 123) Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) de, özelde Allah’tan başka ilâhlar edinen ve kendi elleriyle yaptıkları putlara tapan müşrik bir topluluğu, genelde ise kıyamete kadar gelecek bütün insanları bir olan Allah’a iman etmeye ve O’na kulluk etmeye çağırmış, bu uğurda nice çile ve meşakkatlere katlanmıştır.

 

İnsan kul olma özelliğinde yaratıldığına göre Allah’a ibadet etmek onun için bir ihtiyaçtır. Bu durumda insanın bu en temel ihtiyacını karşılaması ve varoluş gayesine uygun davranmasından daha tabii bir şey olamaz. Zaten kâinattaki tüm varlıklar da yaratılış gayelerine uygun olarak hareket etmektedirler. Bunun gibi bir işveren çalıştırmak üzere işyerinde istihdam ettiği bir kimsenin kendisine verilen görevi yapmasını, kendisini alakadar etmeyen işlerle uğraşmamasını ister. Bu onun en doğal hakkıdır. Yine her insan sahip olduğu şeylerin, elde edilme amacına uygun işlev görmesini arzu eder.

 

Kulluk, Kur’an’da haber verildiğine göre insanın daha ruhlar âlemindeyken Rabbi ile yaptığı sözleşmenin (A’râf, 7/172) gereğini dünya hayatında yerine getirmesidir. Kulluk, Hak Teâlâ’nın kulları üzerindeki hakkıdır. Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın kulları üzerindeki hakkı, Allah’a kulluk/ibadet etmeleri ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır. Kulların Allah üzerindeki hakkı ise kendisine ortak koşmayan/ibadet eden kullarına azap etmemesidir.” (Buharî, Cihad, 46) Elest bezminde Rabbimizle yaptığımız ahdimize sadık kalarak bu hakkı yerine getirmeliyiz.

 

Kulluk aynı zamanda Yüce Allah’a, lütfettiği bunca nimetlere karşılık bir şükür borcu, bir kadirşinaslıktır. Nitekim şu ayetlerde bütün insanlar Allah’a kul olmaya çağrıldıktan sonra Yüce Allah’ın insanlara ihsan ettiği bir takım nimetler hatırlatılmakta, böylece şükür ile kulluk arasındaki ilişkiye dikkat çekilmektedir: “Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız. O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın.” (Bakara, 2/21-22; Ayrıca bkz. Nahl, 16/114) Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de çok ibadet etmesinin nedeninin sorulması üzerine “Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı?” diye cevap vermiştir.  (Buharî, Teheccüd,16)

 

(Devam edecek)

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Ramada romatem Sanberk_yan Çakır Ayakkabı İBRAHİMOĞLU 2017 konak_dr ACARLAR TURİZM YENİ
Ekcan Başiskele Sigorta UstGrup cemtur son reklam kesmar Beykar Hazal parke