18 Ocak 2017 Çarşamba
haura cafe
Rıfat Rafi

Rıfat Rafi

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Gençlik saltanat mı istiyormuş?

Rıfat Rafi

03 Haziran 2016 tarihli yazısı

İstiklal harbi sırasında bir milletin topyekûn verdiği mücadeleyi getirip bir kişiye indirgeyen düz mantığın düzü, sığ tarihin sığı bir anlayışla muhatap olmak hakikaten ne zor iş. Hele bir de bu sığ anlayışın suyuna yüksekten atladığı için ikide bir boynu altında kalan evlere şenlik bir ideoloji varsa yedeğinde vay halinize.

 

“Onu kutladın da niye bunu kutlamadın” ikileminden çatışma ortamı yaratıp kendince diyalektik kuran, sonunda da meseleyi “gelin canlar bir olalım” teranesine getiren üfürük tayyarecilerinin bırak ideolojisine samimiyetlerine bile inanmak artık mümkün değil. Hele ciddiye almak, hele ciddiye alıp hakkında bir iki kelam etmek düşüklüğe ram olmanın en düşüğü.

 

En kestirmesinden söylemek gerekirse maalesef ki bugün; anaokulu sıralarını bir türlü atlayamamış, zihni olgunluğunu kemale erdirememiş zihinsel bir fukaralıkla muhatabız. İşte bu kemale ermemiş zihin, her ne kadar emperyalizmin ne anlama geldiğini henüz kavrayamamış olsa da emperyalizm karşıtlığı konusunda kimseye burnundan kıl aldırmıyor.

 

Dogmalara ( dogmadan kasıt artık ne ise), hurafelere, sultanlara, krallara inanmasa da kendi kutsal karakterini tarlalarda karga kovalarken birdenbire bütün kötülük ordularını önüne katıp kovalar hale getirebiliyor. Bilimsel çalışıyor ama masallara inanmayı da ihmal etmiyor. Yoktan bir kahraman yaratarak dogmanın büyüğünü herkeste önce kendine ayırıyor.

 

Topyekûn ülke sathını, karga kovalamaktan gelen birinin kurtardığına inan şahsiyet ne hikmetse Kasımpaşa semtini bir türlü aklına getiremiyor. Yani diyor ki; “benim kahramanın halkın arsından çıktı, düşman kovalamanın idmanını karga kovalayarak yaptı. Ey malum şahıs sen ise diktatörsün, tepeden inmeci ve ayrıştırıcısın.” Peki, bu zırvalık yaygarasını koparan yüzde elliyi hangi dogmatik keramete bağlıyor? Ya da Kasımpaşa denilen semti Avrupa sosyetesinin merkezi falan mı sanıyor? Yahu “malum şahıs” diye tırnak içine aldığı kişi gökten zembille mi bu memleketin başına geldi? Asker kökenli biriydi de darbe yapıp hükümeti mi ele geçirdi? Beştepe’yi duyunca hararetin tependen atıyor da mesele Çankaya ya da Dolmabahçe’ye gelince niye dut yemiş bülbüle dönüyorsun? Beştepe saraydı da bunlar sarayların gecekondusu mu?

 

Bir de diyor ki benim gök gözlü kahramanım olmasaydı bugün ananızın adı Maria babanızın adı Nikola olurdu? Gördün mü bilimsel teşhisin babasını? Ya da gördün mü klişe kavramlarla ağzı kirletmenin zavallılığını? Adam dogmaya inanmıyor ama İşkembe-i Kübra’dan atmayı da mubahtan sayıyor.

 

Biri arkadaşa hatırlatsın! Bu topraklar bin yıldır geleni götürdü gideni göçürdü. Moğol gelip geçti de zerre izi kalmadı. Bizans’ın esamesi okunmuyor. Ayşeler yine Ayşe, Mehmetler yine Mehmet olarak kaldı. Ayşelerin Ayşe, Mehmetlerin Mehmet olarak kalmasındaki sır öyle bir kişinin kerametinden menkul değildir. Bu toprakları mayalayan ruhla ilgilidir. Abdestle namazla ilgilidir. Kılıçla, fıkıhla ilgilidir. İşin yoksa gel bir de bunları izah et. 

 

 Arkadaş durmuyor! Durmasın da.  Ama kötü simsarlar gibi cazgırlık yapıyor ve bir 23 Nisan çocuğu gibi sektirmeden devam ediyor: “benim kahraman kurtarıcım” diyor “saraydan değil halkın arasından çıktı.” Doğru mu söylüyor? Elbette hayır. Doğru söyler gibi rol yapıp bilgini eksiğini millete uzatıyor. Tarlada başlayan malum filmin Dolmabahçe sarayında bittiğini sihirli dokunuşlarıyla gizlemeye çalışıyor. Sen sihrini yapa dur beyaz çocuk! The End yazısı çıktığında tarih Dolmabahçe’nin serin sularını gösteriyor herkese.

 

Bir de “şundan gurur duyduğum kadar şundan da utanıyorum” demeleri yok mu? Akla feza cümleler, akıl danesi boncuklar. Bunu duyunca nedense birdenbire, bu lafların ağababalarını söyleyenler aklıma geliyor. Emperyalizm karşıtı olduğunu iddia eden ve “malum şahıs” nedeniyle bu ülkeden utanıyorum deyip de nedense hep emperyalizmin apış arasına kaçan sol jargonlu “vatanperverler” aklıma geliyor.

 

Sonuç olarak bu kafa hep aynı kafa! Gezi’de olabildiğince sarih bir şekilde faş etti kendini. Bu kafanın emperyalizm karşıtlığına, Büyük Türkiye gibi bir meselesi olduğuna inanmıyorum. İnananı olduğunu da sanmıyorum. Kemikleşmiş, klişe ifadelerle, dandik bilgilerle birbirlerini pohpohlayan dar bir kesimin kafası bu.  Ve bu kafa “malum şahıstan” değil o malum şahsın taşıdığı değerlerden nefret ediyor. Bu topraklara çalınan mayadan fena halde tiksiniyor. Ne diyelim nefretleri daim olsun ki bizi de hızlandırıp bileyen bir sebep elde etmiş olalım. Şimdi tekrar soralım; Gençlik saltanat mı istiyormuş? Gençliğin ne istediği gençliğe kalsın da sen ne istiyorsun asıl onu bilelim?

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
AMERİKAN KÜLTÜR OKULLARI ACARLAR TURİZM YENİ Beykar Sanberk İnşaat artıotomat Hazal parke İbrahimoğlu İnşaat 2016
cemtur son reklam MOBESKO Aytaş Şömine Akmis Eleman ilanı