28 Mayıs 2017 Pazar
Mehmet Sönmezoğlu

Mehmet Sönmezoğlu

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Namazı terketmenin hükmü (2)

Mehmet Sönmezoğlu

06 Mayıs 2016 tarihli yazısı

Namaz iman ilişkisi

Na­ma­z, akıl­lı ve bülûğ ça­ğı­na gir­miş kadın- erkek her Müslümana farz-ı ayndır.  Na­mazın farz oluşu, Kur’an ayetleri ve Hz. Peygamber (s.a.s.)’in sünneti ile sa­bit­tir, ayrıca ic­ma yani müctehid âlimlerin görüş bir­li­ği var­dır. Bu nedenle na­ma­zın farz ol­du­ğu­na inanmayan mü’min olamaz. İslam âlimlerinin bir kısmı farziyetini inkar etmeksizin tembel­lik ve­ya ihmalkârlık se­be­biy­le namazı terkeden kimsenin imandan çıkmayacağını ancak büyük günah işlemiş olacağını söylemişlerdir. Bir kısmına göre ise; özürsüz namazı terkeden kimse dinden çıkarak mürted olur, buna dinden dönen kimseye uygulanan cezalar uygulanır.

 

İslam âlimleri, namazı terk edenler için ahiret hayatında karşılaşacakları ilâhî cezanın yanında dünyada da bir takım müeyyideler uygulanması gerektiğine hükmetmişlerdir. Bununla en büyük ibadet sayılan namazın önemini vurgulamayı ve mü’minleri namazı terk etmekten sakındırmayı amaçlamışlardır. Zira namazı önemsemeyen bir kimsenin Allah’ın diğer emirlerine ve yasaklarına saygılı olması beklenilemez.

 

İslam âlimlerininbüyük çoğunluğu hadislerde küfür ve şirk ifadelerinin kullanılmasının namazın ehemmiyetini vurgulamak ve namazı terketmekten mü’minleri şiddetle sakındırma maksadı taşıdığını söylemişlerdir. Ancak imanla arasında sımsıkı bir bağ bulunan ve Allah katında amellerin en faziletlisi olan namaz (Buharî, Mevâkît, 5, Cihad, 1; Müslim, İman, 137-139), ihmal edilip de düzenli kılınmadığında yahut büsbütün terkedildiğinde, bu durumun kişinin imanını zayıflatacağı, küfür ve nifak gibi tehlikelere karşı korumasız bırakacağı aşikârdır.

 

Hz. Peygamber (s.a.s.)’in, “Gerçekten kişi ile şirk ve küfür arasında namazı terketmek vardır”  (Müslim, İman, 134) hadis-i şerifi namazın dinimizdeki önemini ortaya koyması, terkedilmesi durumunda ise insanın ne kadar büyük bir tehlike ile karşılaşacağını göstermesi bakımından oldukça manidardır. Başka bir hadisinde ise münafıkları kastederek, “Bizimle onlar arasındaki ayırıcı temel unsur namazdır. Namazı terkeden kimse küfre düşer” (Tirmizî, İman, 9) buyurmuştur. “Namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden; dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın” (Rûm, 30/32) ayetinde de yine namaz kılınmadığında şirke düşme ve dinin bütünlüğüne zarar verme tehlikesine dikkat çekilmektedir.

 

Bu ayet ve hadislerden açıkça anlaşılan odur ki, kişi namaz sayesinde şirkten, küfürden ve nifaktan korunmuş olmaktadır. Namazı terk ettiğinde ise, o kimse ile şirk ve küfür arasında bir engel kalmaz, yani müşrik veya kâfir olma yahut da münafıklara benzeme tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.

 

Mü’min ve namaz

Namaz kılmak, mü’minlerin alamet-i fârikaları yani en belirgin özellikleridir. Namaz için mü’minin miracı denilmektedir ki, hakikaten namaz, kulu Allah’a yaklaştırır ve onu manen yüceltir.  Gerçek bir mü’minin namaz kılmaması düşünülemez. Mü’mini namazdan ayrı düşünmek yani namazsız bir Müslüman tasavvur etmek mümkün değildir. Bu nedenle bir Müslümanın namazı terketmesi, namazdan, camiden, cemaatten uzak bir hayat sürmesi anlaşılır ve kabul edilebilir bir durum değildir.  Zira namaz kâmil bir imana sahip olmanın bir gereğidir. Nitekim Kur’an’da mü’minin namazla olan alakasına dikkat çekilmiş ve namazlarını huşu içinde kılan mü’minlerin mutlaka kurtuluşa erecekleri ve Firdevs cennetlerine girecekleri bildirilmiştir. (Mü’minûn, 23/1-11)

 

Namaz kılmamak ise münafıkların özelliğidir. Zira münafıklar namazı bir yük ve angarya olarak görürler, gönülden ve isteyerek kılmazlar. Sadece başkaları görsün diye zorlanarak ve üşenerek kılarlar. Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: “Onlar (münafıklar) namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar.” (Nisâ, 4/ 142) Gerçek şu ki, namaz gerçek iman sahiplerinden başkasına ağır gelir.

 

Özetleyecek olursak; İslam’da imandan sonra en önemli ve en faziletli amel namaz ibadetidir. Allah Teâlâ’nın açık ve kesin bir emri olan namazı kılmamak O’na isyanda bulunmak anlamına gelir.  Namazı terkeden kimse büyük günah işlemiş olur, daha da vahimi şirk ve küfre düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalır, imanını tehlikeye atar. Dünyada namazı terkedenler, şartlarına uygun şekilde düzenli kılmayanlar ahirette bunun cezasını mutlaka göreceklerdir. 

 

Öyleyse Müslümanlar olarak, sırf Allah’ın emri olduğu için ve O’nun rızasını kazanmak maksadıyla namazlarımızı huşu içinde kılmaya azami gayret göstermeliyiz. Meşru mazeretler sebebiyle zamanında eda edemediğimiz namazlarımızı geciktirmeden bir an öncekaza etmeli, tevbe-i istiğfarda bulunmalı, Yüce Mevlamızın huzuruna namaz borcuyla çıkmaktan sakınmalıyız.

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Ramada romatem Sanberk_yan Çakır Ayakkabı İBRAHİMOĞLU 2017 konak_dr ACARLAR TURİZM YENİ
Ekcan Başiskele Sigorta UstGrup cemtur son reklam kesmar Beykar Hazal parke