23 Nisan 2017 Pazar

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Bir geri dönüşüm kütüphanesi ya da az olanın imkânı

20 Nisan 2016 tarihli yazısı

Fikri hayatımızın darmaduman olduğu dönemlerden geçiyoruz. Akademi dünyasındaki üretkenliğin göz dolduran gayretine çizgi film karakterlerine inandığımız kadar inandığımızı bilmeyen kalmadı zaten. Sanat dünyasında nelerin olup bittiğine kabartacak kulağımızsa çoktan sağırlaştı. Çünkü sanat kalmadı. Edebiyat çevrelerinin yapıp ettikleri ise kuru eleştirinin lezzetine dil atmaktan ibaret. Siyasi alanda yürütülen işler günü kurtarma telaşındaki biz yönetilenlerin işleriyle neredeyse aynı. Satın alınan kitapların istatistiği sayesinde popüler kültürün edebiyatta bir karşılık bulduğunu çoktandır biliyor, görüyor ve duyuyoruz. Peki, bunun sanat, siyaset ya da akademide de bir karşılığı olmayacağını mı sanıyoruz? Keşke olsaydı, ama değil.

El attığını cilalayarak yutan, dokunduğu her şeyi tecime elverişli kılarak kısır bir tüketim malzemesine dönüştüren popülizm davasının gençleri es geçmeyeceği muhakkak surette hepimiz biliyoruz. Hasbelkader gençlerle ilgilenen biri olarak gördüğüm tablonun çok da parlak olduğunu maalesef ki söyleyemeyeceğim. Ele aldığı her meseleyi içinden çıkılmaz bir kaostan bahseder gibi aktaranlardan olmak istemem ama maalesef ki şaşı gözlerle izlediğimiz tablo bundan ibarettir. Ve kaos denilen bataklık şimdinin değil her zamanın hikayesidir. 

 

Bir umutsuzluktan bahsetmiyorum, aksine gördüğüm bu kaotik manzara beni umuda daha bir yaklaştırıyor. Havf ve recanın titrek mizanında gidip gelen bizler için ümitsizlik kâfir işidir. Ümidinin kaybeden dinini de kaybetmiş gibidir. Ağzını eleştirinin lezzetiyle cümlelere bandırmış olanların hazzından Allah’a sığınırım. Bir karanlıktan bahsederken aydınlığın inkârını dillendirmek gibi bir niyet taşımadım hiç. Hayalperestliğin romantizmine kapılıp gitmektense uyanık bir vaziyette ayaklarımı yere değdirmeyi tercih ederim.

 

Gençlerin bile isteye alıklaştırıldığı inkârı mümkün olmayan bir tezgâh var ortada. Bu tezgâha bütün dünyada eğitim adı veriliyor. Geçer akçenin ne olduğunu ancak bu tezgâhın işlerliğini yürütenler belirliyor. Neyi ne derece duymamız gerektiğine, hangi şeyi ne kadar süre seveceğimize de bu tezgâhın sahipleri karar veriyor. Dolayısıyla bu tezgâhın terbiyesi ile terbiye edilenlerin köşeleri alınmış, itiraz mekanizması sıfırlanmış olarak ikmal dairesine sürülmesi hedefleniyor. O hedef çoğunlukla tutuyor mu? Evet tutuyor. Fakat “çoğunlukla” tutuyor. Geriye az olanın imkânıyla etrafını ışıtan “biraz”ımız kalıyor. Az biraz da olsa bu tezgâhın dümenine gitmeyen, işin aslı neyse ona yönelen bir azınlık çıkıyor ki işte ümit oradadır, onlarladır.

 

Bunca sözü Uluslararası Gençlik Merkezinde birkaç güzel gencin Genç Gönüllüler adıyla yaptığı çalışmalara dikkat çekmek için sarf ettim. Gençlik Merkezi’nin gayretli müdürü Ömer Ataç beyin organizasyonu ile bir araya gelmiş birkaç gönüllü gencin hatırı sayılır çalışmalarını görünce işte budur dedim. Gençlerin gerek yaptıkları iş gerekse meşgul oldukları iş karşısında duydukları heyecan fazlasıyla takdir edilmeyi hak ediyor.  Zira bu bir avuç gönüllü genç ne göstermeliğin topuna, ne reklamın yalanına ne de “desinler”in nifakına girmeden işlerini yürütmenin derdindeler. Okuyorlar. Kitapla, edebiyatla, sanatla yakından ilgileniyorlar. Bu amaçla küçük de bir kütüphane kurmuşlar ve kütüphanedeki her bir objeyi etraftan buldukları, milletin çerçöp diye attıkları malzemelerden yapmışlar. Kitap raflarından masalara, duvarlardaki dekorasyonlardan taburelere kadar hemen her şey atılmış malzemelerden yapıldığı için kütüphanenin adına da Genç Dönüşüm Kütüphanesi demişler. Şimdilik kendi aralarında okumalar yapıyorlar. Kütüphanelerine kitap bulmak için büyük bir gayretle seslerini onları duyacak kulaklara ulaştırmaya çalışıyorlar.

 

Umut demiştim ya, umut işte burada. Bu gençlerin pırıl pırıl bakan gözlerindedir umut. Onların heyecanlı gayretlerinde tomurcuklanmayı bekleyen bir tohum olarak duruyor umut. Ben bu gençlere fazlasıyla inanıyorum. Dolayısıyla bu sese kulak kapatmayı bir vebal olarak algılıyor ve seslerine yankı olmak istiyorum. Gelin bu gençleri dinleyelim. Gayretlerine can suyu olalım. Kitap toplama kampanyaları genellikle en kıymetsiz kitapların elden çıkarılmasıyla karşılık bulur. Ama biz öyle yapmayalım. Hiç olmazsa kütüphanemizde değer verdiğimiz en kıymetli kitaplardan sadece birini bu kütüphaneye hediye edelim. Varsa elimizin altında dünya klasiklerinden, varsa doğu batı klasiklerinden bir kitap hediye edelim. İyi şairlerin kitaplarını, iyi romanları, iyi öyküleri götürüp bu kütüphanenin rafına yerleştirelim. Geçiştirmeyelim, gereği neyse onu yapalım. Cari olan amel budur bence.

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
romatem Bilgi Köprüsü Çakır Ayakkabı İBRAHİMOĞLU 2017 konak_dr ACARLAR TURİZM YENİ Beykar Hazal parke
Ekcan UstGrup ulusoy_yufka cemtur son reklam kesmar