30 Nisan 2017 Pazar
Mehmet Sönmezoğlu

Mehmet Sönmezoğlu

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Ahiret Hayatı (2)

Mehmet Sönmezoğlu

25 Mart 2016 tarihli yazısı

Ahiret hayatının mahiyeti ve ahiretteki durumlar, duyular ötesi ve gayba ait konular olduğu için,

gözlem ve deneye dayanan pozitif bilimlerle ve akılla açıklanamaz.

Bu konuda tek bilgi kaynağı vahiydir.

Kur’an’da ve sahih hadislerde ne haber verilmişse onunla yetinilir.

Bunun ötesinde aklî bir yoruma

gidilemez. Çünkü ahiretteki durumlar dünyadakine benzemez.

Aralarında isim benzerliğinden başka bir

benzerlik yoktur. Mesela “İsrâfil sûra üfürecek, insanların amelleri tartılacak,

herkesin defteri ortaya çıkacak” denildiği zaman, hatıra dünyada bilinen bir alet, bir terazi, kağıttan yapılmış bir defter gelmemelidir.

Bunların gerçek şeklini ve iç yüzünü ancak Allah bilir. Onların varlığına inanılmalı,

mahiyetleri konusunda ise yorum yapılmamalıdır. (DİB. İlmihali, C. I, Sh. 119)

İslam inancına göre ölüm bir yok oluş değil, yeni bir hayata geçiştir.

Ruhlar âleminde başlayan insan hayatı ana rahminden sonra dünya ile devam eder,

buradan kabir ve en son olarak da ahiret âlemine kadar uzanır.

Bu keyfiyet yaratılıştan ebediyet duygusuna sahip olan insanın ahirete inanmasını gerektirir.

Yine insanın boş yere ve gayesiz olarak yaratılmamış olması (Mü’minûn 23/115), dünyada bulunuş

nedeninin imtihan için olması (Mülk, 67/2), ahirete iman etmeyi gerekli kılar.

Çünkü insan yaratılış gayesine uygun yaşayıp yaşamadığından ahirette hesaba çekilecek ve bu hesabın sonucuna göre muamele görecektir.

İlâhî adaletin gerçekleşmesi için ahiret hayatının olması pek tabii bir durumdur.

Ne yazık ki, bu dünyada haklı olan her zaman hakkını alamamakta,

kötüler işledikleri suçların cezasını tam anlamıyla

çekmemekte, bundan dolayı da zulüm ve haksızlıklar bir türlü önlenememektedir.

İşte insandaki adalet

duygusu, onun ahirete inanmasını kolaylaştırmaktadır. Her mü’min,

mutlak hüküm ve adalet sahibi Allah’ın

her haklının hakkını vereceğine, iyileri mükâfatlandırıp kötüleri cezalandıracağına tereddütsüz iman eder.

Nitekim Kur’an-ı Kerim’de; “Yoksa kötülük işleyenler ölümlerinde ve sağlıklarında kendilerini,

inanıp iyi ameller işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar? Allah

gökleri ve yeri yerli yerince yaratmıştır. Böylece herkes kazancına göre karşılık görür. Onlara

haksızlık edilmez” (Câsiye, 45/21-22) buyrularak ilâhî adaletin gerçekleşeceği bildirilmektedir.

Akl-ı selim sahibi her insan, bu ve benzeri bilgi, duygu ve düşünceler ışığında ahiret hayatının

varlığını ve gerekliliğini kolayca kabul eder.

Ahirete imanın fert ve toplum üzerindeki etkileri

Ahiret inancı insana çok şeyler kazandırır. İnsanı imanın kemaline eriştirir, iyiliklere yöneltir,

ahlâken yüceltir, ona dünya ve ahiret mutluluğunun kapılarını açar.

Ahirete inanmak insanda hesaba çekilme endişesi meydana getirir ve sorumluluk duygusunu

artırarak daha iyi bir kul olmaya yöneltir. Mü’min, bu iman sayesinde her işinde doğruluktan ayrılmaz.

Kazancını meşru yollardan kazanmaya ve yine meşru yerlere harcamaya çalışır. Kul haklarını gözetir,

kimseye haksızlık ve kötülük etmez, başkalarıyla iyi geçinir. İşini sağlam ve zamanında yapar.

Ahirete inanan kimseler, bu dünyanın geçici olduğunu, ölümün bir son olmadığını, öldükten sonra

tekrar dirilmenin gerçekleşeceğini, bu dünyada yaptıklarından hesaba çekileceğini, bütün davranışlarının iyi

ya da kötü mutlaka karşılığını göreceğini peşinen kabul ederler. Zira ahiret yurdunda, bu dünyada herkes

yaptıklarının karşılığını eksiksiz görecek, kimseye hiçbir haksızlık yapılmayacaktır. Yüce Allah, bu hakikati

şöyle beyan buyurmuştur: “Her kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükâfatını görecektir. Kim

de zerre ağırlığınca kötülük işlerse onun cezasını görecektir.” (Zilzal, 99/7-8)

Onlar, ahiretteki sonsuz mutluluğun, ancak bu dünyada kazanılacağı bilinciyle hareket ederler, var

güçleriyle ebedî ahiret yurdu için yatırım yaparlar. Dolayısıyla ahiret inancı mü’minler için mükemmel bir

kontrol sistemidir.

Hayatın yalnız bu dünyadan ibaret olduğuna inananlar ise, nefsanî arzularının, şehevî duygularının

ve mal, mülk, mevki, şöhret gibi dünyevî tutkularının esiri olurlar, bu uğurda haksızlık ve zulüm yapmaktan

çekinmezler. Bunlar kendilerinin dünya ve ahiret mutluluklarını tehlikeye atmakla kalmaz

diğer insanlara da

hayatı zindan ederler. Zira bu gibi insanlardan oluşan bir toplumda huzur ve güvenden eser kalmaz, hayat

çekilmez hale gelir.

(Devam edecek)

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
romatem Çakır Ayakkabı İBRAHİMOĞLU 2017 konak_dr ACARLAR TURİZM YENİ Beykar Hazal parke
Ekcan UstGrup ulusoy_yufka cemtur son reklam kesmar