14 Aralık 2017 Perşembe
Sabahattin Yamak

Sabahattin Yamak

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Bu hesap Ahmet Rıfkı'nın kanıyla ödenmiştir…

Sabahattin Yamak

11 Mart 2016 tarihli yazısı

Güzel memleketimiz ve yaşadığımız coğrafya insanlık adına maalesef sıkıntılı günler geçirmektedir. İç ve dış toplum mühendisliğine soyunanlar bütün şeytanca planlarını hayata geçirilmek için var güçleri ile çalışıyorlar. Ama bunda dün olduğu gibi bugünde başarılı olamayacaklar. Ülkemiz üzerinde Hz. Peygamberin Veda Hutbesinde ayağının altına aldığı “Irk”çılık üzerinden oynanan oyun, bu toplumun sağ duyusu, basireti, feraseti ve yüzyıllardır bir ve beraber yaşayıp, kendilerini birbirlerine kardeş kılmış, yoldaş kılmış yurdumun güzel insanları sayesinde bertaraf olacaktır.
Bu işe kalkışanlar şunu unutmamalıdır. 100 yıl öncesine kadar asırlarca bir devletin, bir sancağın altında olan Mekke’yi, Sarayevo’yu, Halep’i, Bağdat’ı, Diyarbakır dan, İstanbul dan ayırmak için, dün suni çizgilerle kağıtlar üzerine çizdiğiniz sınırları, zihinlerimize çizemediniz.
Ayrıca bir şeyi daha bilmeleri gerekir, ilk kıblemiz olan KUDÜS’ ün fatihleri olan Hz. Ömer’ in, Yavuz Sultan Selim’in ve Selahaddin Eyübi’ nin torunlarının birbirlerine olan bağlılıkları sizin düşünce ve hayallerinizin ötesinde olduğu için, fitne ateşiniz dönüp sizi yok edecektir…
Kardeşliğimizi en iyi anlatan olaylardan biri yakın tarihimizde yaşadığımız “Çanakkale” dir. Yedi düvele karşı topyekün mücadelemizin destanıdır. Bu mücadele esnasında binlerce kahramanlık destanı yaşanmıştır. Çanakkale ile ilgili binlerce yaşanmışlıklardan bir tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum.
“İstanbul Vefa Lisesi’nde, Fransızca Öğretmeni olan Ahmet Rıfkı 30 yaşlarındaydı ve aynı semtte annesiyle beraber oturuyordu. 1915 Mayısında Ahmet Rıfkı, çantası elinde mektepten içeri girdi; fakat koridorlarda ağır bir sessizlik vardı. İlk saat lise birinci sınıflara dersi vardı. Sınıfa girdiğinde öğrenciler kendisini ölü sessizliğiyle karşılamıştı. Çocuklar başlarını öne eğmiş, heykelleşmiş bir vaziyette oturuyorlar; ağızlarını bıçak açmıyordu. Ahmet Rıfkı selam verdiğinde ise ayağa kalkıp cevap bile vermemişlerdi.
Rıfkı Bey, fena halde sarsılmıştı; sebebini öğrenmek için sınıfa yöneldi ve “Rica ediyorum; lütfen biriniz konuşunuz!” dedi. Arka sıralardaki Ömer ayağa kalkıp cevap verdi: “Muallim Bey, mektebimizde eli ayağı tutan ağabeylerimiz Çanakkale’ye gönüllü gittiler. Siz ise, hâlâ buradasınız! Biz de gitmek isteriz ama, yaşımız tutmuyor!”
Muallim Rıfkı, şimdiye kadar hiç düşünmediği bir söze muhatap olmuştu ve ağzından boğuk da olsa şu sözler dökülebilmişti: “Sevgili yavrularım, eğitim ve öğretime daha fazla muhtaç olduğunuz bu devirde sizlere millî ve medenî terbiyeyi veremiyor muyum?” Bunun üzerine ön sırada oturan Avni ayağa kalkıp, hocasını can evinden vuran şöyle bir soru sordu: “Muallim Bey, sevgili İstanbul elden giderse, sizin verdiğiniz eğitim ne işe yarar, söyler misiniz?”
Artık, Ahmet Rıfkı’nın konuşacak hali kalmamıştı; bu soru dermanını kesmişti. Talebelerinden duyduğu sözler, içinde büyük fırtınalar kopartmış; sağanak sağanak ağlatmıştı. Öğrencilerinin sözlerini, kutsal bir muska gibi katlayıp koynuna soktu. Sonunda, mektep idaresine dilekçesini verdi ve öğrencileriyle vedalaşıp okuldan ayrıldı. Evine geldi, annesine durumu anlattı; helâllik dileyip elini öptü.
Ardından mahallenin bakkalı, gün görmüş bir zat olan Selâhattin Adil
Efendiye uğrar ve şöyle der:
"Selâhaddin Amca, Allah’ın izniyle vatanın bağrına saplanmış olan düşman hançerini çıkartmaya gidiyorum. Senden isteğim, anamı iaşesiz bırakma! Kısmetse dönüşte borcumu öderim!"
Çeşitli cephelerde savaşa katılır.
19 Aralık 1915 günü şehit olur...
Annesi haberi alır, çok üzülmesine rağmen imanı bütün bir hanım olduğundan hâdiseyi tevekkülle karşılar. Aklına, veresiye yiyecek aldığı bakkal gelir. "Yedi aydır senden veresiye alırız, borcumuzu verelim oğlum borçlu yatmasın!" der.
Selâhaddin Efendi şöyle cevap verir:
"Ayşe Hanım, sen okuma yazma bilmezsin, okuma bilen bir yakınını getir
de hesabı o çıkarsın!"
Bunun üzerine Ayşe Hanım, komşusunun kızı Gülşah'la birlikte dükkâna gider. Selâhaddin Adil Efendi, "Ahmet Rıfkı" bölümünü açarak veresiye defterini Gülşah'ın önüne koyar!
Gülşah, onlara veresiye defterindeki kırmızı harflerle yazılmış satırları gösterir.
Şöyle yazıyordur defterde:
"Bu hesap Ahmet Rıfkı'nın kanıyla ödenmiştir."
Allah ilk insan Hz. Adem den bu yana hak - batıl mücadelesinde vefat etmiş bütün Şehitlerimize rahmet etsin, onlardan razı olsun.

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Yeşil Doğa Evleri Beykar bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ konak_dr