27 Şubat 2017 Pazartesi
Rıfat Rafi

Rıfat Rafi

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Canlı Bombalara Kim Verir Can Suyunu?

Rıfat Rafi

09 Mart 2016 tarihli yazısı

Bana bu milletin başındaki en büyük bela nedir diye sorsalar hiç ikiletmeden; ömrünü milletin suratına parmak sallamakla geçiren, tepeden bakmaya alışık, beylik laf ebeliğiyle burnundan kıl aldırtmayan, aşağılık kompleksli beyaz yakalı yobazları gösteririm.

 

Bunlara sorsan, sonradan kurgulanmış o uyduruk alicenaplıklarıyla kendilerini ultra demokrat sayarlar. Oysaki yerine göre liberal, yerine göre de militarist olmaları karakterlerinin gereğidir. Hoşgörü, samimiyet, kadirşinaslık gibi bilumum malzemenin tüccarlığını kendilerinin tekelinde görürler.  Başkalarının hoşgörüsüne açık olmadıkları gibi kendilerinden başka hoşgörücü bir merciin de olmadığına inanırlar.

 

Bunlar her ne kadar ihtiyarlık dönemlerini çağdaşlık lazımlığıyla geçirseler de kökleri itibari ile birebir despotizmden beslenirler. En gelişmiş marifetleri mantık dışı kaidelerle gerçeği sulandırmaktır. Böylelerine her kesimde rastlamak mümkün! Fakat mebzulü genel itibari ile CHP’dedir.  Ve bunlardır; aydın despotizmiyle fukara halkın boğazına çullanarak kariyerini jakobenlikle süsleyenler.

Hele yaşlanınca daha da bir cevval olur böyleleri. Biraz da yaşlılığın o dokunulmaz sempatik şirinliğiyle, seğirtirler sağa sola. “Biz olmasak bu memleket batar”, “biz olmasak yaprak kıpırdamaz”, “biz var ya biz, ne acayip şeyleriz” türünden savurdukları övünç naraları, kurtarıcılık hastalığına batmışların bildik terennümleridir. Sürekli bir ötekileştirmeden bahsederler de ötekinin ötekisini yaratmada kimse su dökemez ellerine. Millet nezdinde yenilmiş olmanın, siyasi arenadan silinip gitmenin son çığlığı gibi çırpınıp dururlar köşelerinde.

 

Gaz verme, galeyana getirme, halkı kin ve nefrete sürükleme, sabi sübyana diş bileme, üç yaşındaki çocukları teröristlikle yaftalama gibi birtakım köhnemiş stratejilerle nutuk atıyor olmaları dilaltında sakladıkları yobazlıklarından kaynaklanır.

Hülasa zor şeydir şu ham yobazlık. Bildiğin ustalık ister. Tutunabilmek için biraz da istikrar tabi. İstikrar kadar istikametti de stepneden eksik etmemeye çalışır. Zira her toplumsal algının, istikametini şaşıran yobazlığa şüpheyle yaklaşacağını bilir. Bu yüzdendir ki; her yobazın sırtına ideolojilerin deli gömleği geçirilmiştir. Öyle bir gömlektir ki o delilik, giyinmesi gibi çıkarması da başa beladır. Ete kemiğe bürünüp de dile damağa yapışır o gömleğin iplikleri. Ve bütün davranış biçimlerine kendi iğretiliğinden bir renk verir.

 

Bunca sözün sadedi, CHP eski il yöneticisi Necdet Akar’ın, katıldığı bir programda ağzıyla kulağı arasındaki mesafeyi hesaplayamamasıdır. Ömrü boyunca önünden geçmediği, belki de anlamını dahi bilmediği sübyan okullarıyla ilgili çirkin bir ithamda bulunmasıdır. Çirkin bir iftirayı itham gibi bir karşılıkla yumuşattıysam affolunsun. Ben itham dediysem de varsın iftira diye okunsun.  

Malum programda, sübyan okullarından bahsetmiş Akar. Bu okulların iktidar sütüyle beslendiğini vurgulamış. Hızını alamayıp gencecik kızların da bu sübyan okullarında canlı bomba olarak yetiştirildiğini söylememiş. Heyhat!

 

Hani adamın biri “kurban” meselesini anlatayım derken; "çocuğu olmayan Hazreti Davut’un Allah'a dua ederek kendisine bir kız çocuğu vermesini istemiş” diye başlayan meşhur hikâye misali bu cümlelerin neresini düzeltmeli? Ağzını köpürte köpürte sübyan okullarında genç kızların canlı bomba olarak yetiştirildiğinden bahseden birine meseleyi nasıl izah etmeli? Evvela “Sübyan” ve “genç kız” tutarsızlığının yan yana gelmesinden sakat bir anlam doğacağını bilmeyenin eğitimini sübyan okulundan başlatmak gerekir. Bu cümleyi kuran ya Türkçe bilmiyor ya da tutarsızlığın birleşmesinden üreyen imgelerle deneysel bir şiir yazmaya çalışıyor.

 

Sübyan nere genç kız nere? Necdet Akar muhtemelen bir tesadüf eseri yanından geçen başörtülü bir hanımefendiden duydu bu sübyan okulunu? Duyar duymaz da hamamdan dışarıya, evreka evreka feryatlarıyla çırılçıplak fırlayan Arşimet gibi soluğu programda aldı.  Oysa sübyan başka, genç kız başkadır. 3 - 4 yaş aralığında olan çocuğa sübyan denir. Genç kızlık yaşının neye tekabül ettiğini de varsın Necdet Akar hesaplasın.

 

Tabi bu “müeddeb” hatibin konuşması bununla bitmemiş. Aynı konuşmada yurtlara yerleştirilen Suriyelilerden de yakınmış. Sanki akrabaları açıkta kalmışta Suriyelilere öncelik verilmiş gibi inceden hükümete sitemler etmiş. CHP Genel Başkanının Suriyeli mültecilerle ilgili kanaatini herkes bildiğinden olmalı ki cümlenin gerisini getirmeye yüzü elvermemiş. Az çok tahmin edebiliyoruz o cümlenin nereye gidebileceğini. Muhtemelen o da genel başkanı gibi mültecilerin Suriye’ye geri gönderilerek varil bombalarıyla topluca kıyılmalarından yana. Zira onlara göre Suriyelilerin bu zor koşullarda buralara gelip yaşamalarına ne gerek, gidip topluca ölsünler daha iyi! Ha bir de, Emine Erdoğan adında bir kadından bahsetmiş. “Kadın mı onu da bilemiyorum” diyerek Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının eşine bildiğin hakaret etmiş. Hadsizleşmiş.

 

Anlaşılan o ki; mültecilerden nefret eden, Cumhurbaşkanının eşine hakaretler yağdıran, yetmezmiş gibi sübyan okullarını canlı bomba yetiştirme merkezi gibi diline dolayan Necdet Akar’ın kafası anekdot bilgiçliğiyle fena halde karışmış. İdeolojinin körlüğünde olur böyle şeyler deyip biz yine de kamu namına birkaç hatırlatmada bulunalım. Hatırlatalım ki; canlı bombalar sübyan okullarındaki rahlelerde değil, bu ötekileştiren nefret söyleminin kusmuğunda beslenmiştir. Ve yine hatırlatalım ki; bu memleketin askerine polisine, savcısına doktoruna kurşun sıkan azılı hainlerin alınları genel başkanları Kemal Kılıçdaroğlu tarafından çok kez öpülüp tebrik edilmiştir.

 

Necdet Akar mumla arasa sübyan okullarında yetişmiş tek bir terörist gösteremez kimseye. Ama bu millet onun genel başkanının hangi katilleri alınlarından öpüp bağrına bastığını bir çırpıda isim isim sayabilir. Dolayısıyla sağa sola seğirtip boşuna yorulmasın. Canlı bombalara verilen can suyunu sübyan okullarında değil bizzat genel başkanının ağzında arasın.

 

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
ACARLAR TURİZM YENİ İBRAHİMOĞLU 2017 Aytaş Şömine Akmis Beykar Hazal parke
Ekcan kesmar cemtur son reklam artı otomat 2017