25 Mayıs 2017 Perşembe

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Kir

18 Şubat 2016 tarihli yazısı

Bilen bilir. Gönlüne sağlık ifadesi en çok Neşet Ertaş’ın dilinde esaslı bir güzelliğe bürünüyordu. Onun söyleyişinde ya da kastındaki sahihlikti belki de ifadeyi bu denli güzel kılan.

 

Sonra bu ifade dilden dile dolaştı, Umberto Eco’nun Gülün Adı romanı gibi anlamsız rağbete duçar oldu. Kimi yerine göre yüreğine, kimi de gönlüne sağlık diyerek takdir ettiği her bir işi bu ifadenin zarafetiyle taçlandırmaya kalkıştı. İfade o kadar yaygınlaştı ki olur olmaz her mecrada kendisine başvurulan geçer akçe bir ruhsata dönüştü. Öyle ki, gönül kavramının zerre hikmetine eremeyen ekran budalaları bile gece gündüz geviş getireceği bir sakıza kavuşmuştu. Nasıl olsa ifadenin bir geçerliği vardı, çiğneyene ne zarar! Bir kavramın başına gelebilecek belanın en beteri onun da başına geldi.

 

Anlamı kaydırılıp sakızlaştırıldı, oyula oyula posası çıkarıldı, içeriği boşaltılarak profanlaştırıldı. Gönül bilmez keyif tüccarlarının, çenebaz soytarıların dilinde pespaye bir anlam kaymasına uğratılarak dağarcığımızın sevimsiz kelimeler tımarhanesine hapsedildi sonunda.  Gönül buruşup soldu, sağlık ise bildiğiniz gibi.

 

Kir nedir ki? Görüntüsüyle mide bulandıran, kokusuyla insanı rahatsız eden bir şeyden başkası değildir elbet kir. Yerinde durmayan pis bulaşıcılığı da mevcut niteliğinin cabasıdır ayrıca. Toplayıp kaldırmaz ya da yıkayıp yunulmaz ise nihayetinde sağlığı tehdit eden bir tehlikeye dönüştürür kendini. Çoğalıp şöhret bulma anlamında pek maharetli olduğunu da es geçmemek lazım. Dilden dile, elden ele büyütülür de fark edilmez o yıkılasıca şöhreti.

 

Kir sadece pantolonumuzun paçasına bulaşan, duvarımızda iz bırakan değildir. Somutu varsa soyutu da vardır ve en dikkat edilmesi gereken de manevi olanıdır. Dilde olduğu gibi gönülde de gösterir rengini, zihinde de. En kötüsü de zaten bunlardır; dile, gönle ve zihne yapışanıdır. Zira pantolonumuzun paçasına yapışanı yıkar atarız da dile gireni çıkarıp atmak öyle kolay olmaz. Bazen bir yüz yılı alır bir nokta kirin bertaraf edilmesi.

Bunca sebepsiz peşrev, son yıllarda sıklıkla dile getirilen bazı kavramların nasıl pespayeleştirildiğini vurgulamak için çekilmiştir. Gırtlakta biriken âvâz olur da bir kulağın ciddiyetine denk gelir niyetiyle girizgâh uzatılmıştır. Affola.

 

Meselenin aslına dönersek sayın sevgili okur; olur olmaz tiplerin eliyle bazı kavramların artık fena halde bünyemizi rahatsız eder olduğu ortadadır. Özellikle medeniyet, irfan, hakikat, sevgi, barış gibi ifadeler handiyse esprisine gülmeyecek bir komedyen repliğine dönüştürülmüş durumda. İkide bir bu kavramlarla önümüzü kesen bağlamsız bağnazlar ise asla astara sığmayan beylik laflarla aklımızı şenlendiriyor.

 

İşin sibâk-u siyakını hesaba katmayan dilsiz madrabazlar sıfır mesabesindeki entelektüel hazlarını içi boşaltılmış bu mübarek kavramlarla pudralamaya kalkışıyor. Hakikat, medeniyet diye diye dillerinde çam ormanı bitirenlerin bırakın bu kavramların mahiyetini, elli yıl öncesinde yazılmış herhangi bir metnin kastını bile tam olarak idrak edecekleri şüphelidir.

 

Medeniyet lafzının nerede nasıl çıktığını ve neye tekabül ettiğini bilmeyenlerin bilgiç üsluplarıyla fena halde yorulduk. Kendisiyle ne kastedildiği bir türlü kestirilemeyen hakikat kavramıyla zihnimiz sürekli yumruklanıyor. Hakkı batıldan ayıramayan basiretsizlerin kaleminden sürekli irfan diye bir şey çiziktiriliyor. Evet çiziktiriliyor zira; tefrik etme hazinesi yağmalanmış olanların dilinden sadır olan irfan olsa olsa bir şekillik çiziktir.

 

Dillerine sevgiyi pelesenk edenlere nefretin muhafaza taburunda yaldızlı rütbeler verildiği kimsenin gözünden kaçmış değil. Barış telkincisi diye peydahlanan mürailerin dillerinden sıçrayan kan coğrafyanın her yerini ölümle suvarıyor. Savaş baronlarının kulübesinde vazifeli olanlar “barış elçisi” adıyla ödüllendiriliyor.

 

Şairin de ifade ettiği gibi “Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler” çağında kavramların bu kirden beri kaldığını söyleyemeyiz.   Bütün kavramlar içleri oyularak boşaltılıyor. Kavramlar kirleniyor ve mikrofonlara yapışık olarak doğanlar her fırsatta bu birinciliği medeniyete, irfana, hakikate, sevgiye ve barışa veriyorlar. Ne mutlu onlar

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Ramada romatem Sanberk_yan Çakır Ayakkabı İBRAHİMOĞLU 2017 konak_dr ACARLAR TURİZM YENİ
Ekcan Başiskele Sigorta UstGrup cemtur son reklam kesmar Beykar Hazal parke