23 Kasım 2017 Perşembe

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Çöpten Ekmek Çıkarmak

27 Ocak 2016 tarihli yazısı

Aramızdalar ve kendilerini kimseye acındırmadan işlerine bakıyorlar. Yaşamak onlar için sükût suretinde bir heykel. Konfordan çıldıran bir hayatın debdebesinde eskimiş bir fotoğraf donukluğuyla sırtlarında yoksulluklarını taşıyorlar. Dengenin çıldırtan tarafındalar. Kimseyle konuşmadıkları gibi çevrelerine de zarar vermiyorlar. “Ne nâmerde muhtaç olalım ne merde minnet edelim” duasındalar. Eğik boyunları, yağlanmış parkaları ve çatlamış öpülesi elleriyle helal lokma kazanmanın şifasıyla yaralarını dağlıyorlar. Görmezden gelme ustalığı her ne kadar bizimse de zararsız hayaletler gibi görünmeden yaşamak becerisi de onlarındır.

***

Hiçbir şiirde isimleri geçmez onların. Geçmediği için de yok sayarız görüntülerini. Adına şarkılar yazılmayacakların listesinde öne çıkanlar onlardır. Hiçbir romanda, hiçbir öyküde başrolü üstlenen bir karaktere dönüşmeyecek sıradanlıkla süslenmiştir hayatları. Konfor budalalarına keyif pazarlayan sanat da, sinema da onlardan bahsetme gereği duymaz. Ön yargılarını cilalamaktan başka meşgalesi olmayan şehirliler içinse rahatsız edici bir tinerci ya da adi bir vakıa enstrümanıdırlar. Ötekinin de ötekisidirler ama gelin görün ki; Türkiye’de ötekilik üzerinden politik jargon üreterek muhalifliğe bürünen beyazların safında esameleri bile okunmaz. Toplumun apolitik zencileridir. Toplu taşıma araçlarına bindikleri vaki değildir, yürüyerek görürler işlerini. Fukara edebiyatı yapmaktan ve mutlak iktidara oynamaktan başka sermayesi olmayan tombul solcular romantik dekoratif malzemelerini bunlar arasından seçer. Kapitalist çarkın muktedirlerinin görmezden gelen gözlerinde kirli bir tablodan ibarettirler. Varların kalabalığında yok gibi yaşarlar, hatta yaşamıyor gibi yaşarlar. Eğer ötekilik diye parlatılan bir olgu varsa o olgunun en ucunda bunlar oturur. “Benden başkası cehennemdir” diyen aşırı özgürlükçü kapitalist toplumun gayya kuyusudur yüzleri. Bu kuyuya bakmak cesareti olana aşk olsun! Hiçbir yerin oralısı olmamışlardır ve tenleri yoksulluğun zırhıyla kuşatılmıştır. Soğukta üşümezler, yağmurda ıslanmazlar. Güneşte yanmayan bir kara kavruklukla sarmalamışlardır her yerlerini.

***

Aralarında evini geçindirme derdiyle boğuşan kadınlar olduğu gibi karınlarını doyurmaktan başkaca gayesi olmayan çocuklar da var. Çalmıyorlar, dilenmiyorlar. Günde kırk lira kazanabilmek için şehrin kırk bin çöpünü karıştırmaları gerekiyor. Okul harçlığını çıkarmak için kilometrelerce yol yürüyen gençlerin haline şahit olmayanımız yok gibidir. Yetmezmiş gibi bir de Suriye savaşından kaçıp gelen muhacirler katıldı saflarına. Orta ölçekli bir şehir nüfusu boyutunda hayli kalabalıklar. Sayılarının beş yüz binin üzerinde olduğu söyleniyor.  Kör, sağır ve dilsiz olma siyasetinde gösterdiğimiz ustalık ne kadar kıvrak olsa da bu oranın varlığını inkâra kalkışmamız mümkün değil. Biz inkâr etsek de etmesek de hayat dediğimiz orantısız meşgale bir şekilde onların görüntülerini sıcak ekranımıza yansıtmaya devam edecektir.

***

Kimden mi bahsediyorum? Kâğıt toplayıcılarından. Hemen her yerde bir şekilde kendilerine denk geldiğimiz, toplumsal katmanın hiçbir yerinde kabul görmeyen, anlaşmasız bir örgüt gibi kendi halinde yaşayan ve rızıklarını sokağa attığımız kâğıtlardan çıkaran devasa bir topluluktan bahsediyorum. Şimdi bu koskoca kalabalığın ocağına Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan yeni bir düzenlemeyle incir ağacı dikiliyor. Bakanlık yeni düzenlemeyle bu “amatör” toplayıcılarından kâğıt satın alan esnaf ve şirketlere denetim memuru gönderme kararı alarak tebligat gönderiyor. Düzenlemeye göre, bunlardan kâğıt aldığı tespit edilen firmalara 140 bin lira ceza kesilecek. Cezanın caydırıcı olup olmayacağını rakamın büyüklüğüne bakarak anlayabiliyoruz. Bu müeyyidenin kâğıt toplayıcılarıyla herhangi bir alıp veremediği yok gibi görünse de asıl mağduriyetin büyüğü sonuç olarak bu toplayıcıların boynuna asılacak. Denildiğine göre bakanlığın kâğıt toplama konusunda aldığı kararda ambalaj atıklarının toplanması ve ayrıştırılması konusunda hizmet sunan iki büyük firmanın etkili olduğu söyleniyor. Ve yine bu amatör toplayıcıların sokaklardan alınarak profesyonel firmalarda istihdam edileceği ifade ediliyor. Dile kolay; beş yüz bin insan! Bu kadar kalabalık bir işsizler ordusunu kaç firma bünyesinde istihdam edebilir? Ve bu kadar insanın sokaklardan topladığı atık kâğıdın yüzde kaçını bu profesyonel firmalar toplayabilir? İstatistik verilerle işi sulandırmaya ve sürdürülen algı operasyonuna katma değer sağlayacak değilim. Tüm bu rakamların ötesinde asıl üzücü olan; yaptıkları iş dolayısıyla ödüllendirilmesi gerekenlerin birtakım holdinglerin açgözlü, tekelci politikaları nedeniyle itilip kakılan bir konuma sokulmasıdır. Parsanın büyüğüne göz dikenler her işte olduğu gibi bu konuda da profesyonellik maskesiyle asıl niyetlerini kamufle edebiliyorlar. Ve bu kutsal maske ile bütün yoksul amatörlerin saha dışına atılmasını hedefliyorlar. Evet, profesyonellikten bahsediyoruz çağın en kıymetli geçer akçesinden. Büyük kapitalist işletmeler tarafından adeta kutsallaştırılan o meşum maskeden!

***

Oysa durum vahimdir. Beş yüz bin fukaranın ne yaptıkları işi ne de içinde bulundukları ekonomik koşulları göz ardı edemeyeceğimiz kadar vahimdir. Birtakım semiz holdinglerin daha da semirmesi için fukaranın azığına kan doğranması ne kadar hakkaniyetlidir. Ekmeği elinden alınmak istenen kalabalığa bir bakın! Hiçbir sosyal hakları yok. Sendikaları yok, savunucuları yok. Gâvur gündelikçiliğin ağır şartları altında muayyen bir gelirleri yok. Meslekleri ve sigortaları olmadığı gibi vergileri de yok. “Yok oğlu yok”un göbeğindeler. Bütün bu yoklara rağmen imrenilecek kıymette bir vazife ifa ediyorlar. Geri dönüşüm ve çevre duyarlılığı açısından toplumsal önemi haiz bir meseleyi bertaraf ediyorlar. Alacakları üç beş kuruşun karşılığında şehrin sokaklarını temizliyorlar. Bunca insanın terini, emeğini yok sayan, ekmeğine kan doğrayan reel politiğin vicdan katındaki karşılığı sıfırdır. Kelimenin en yalın anlamıyla yazıktır, günahtır. Etmeyin!

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
Bilgi Köprüsü Symbol bbs inşaat romatem İBRAHİMOĞLU 2017 Ford konak_dr
Ekcan ÖZEREDEM İNŞAAT Medicalpark Beykar BasiskeleSanayi ACARLAR TURİZM YENİ