18 Ocak 2017 Çarşamba
Adnan Gümüşer

Adnan Gümüşer

adnangumuser@bizimyaka.com

Çıktı Al

Tüm Yazılarını Listele

Feminist hareketler

Adnan Gümüşer

01 Mayıs 2015 tarihli yazısı

 

Toplumsal hareketlerin içinde çoğu kez kadınların olduğu malumumuzdur. Kadın hareketlerinin savunduğu değerler ve gösterdiği hassasiyetler dönemsel olarak değişir.19 y.y. da amaç kadınların hane içindeki durumlarını daha yaşanılır kılmak iken, yeni asırda ise siyasette daha çok olmak, meslek ayırımı yaptırmamak, erkeklerle maaş farkı olmaması, kadının öznelliğini savunmak, daha radikal söylemlerde bulunmak gibi taleplerle karşımıza çıkabilmektedir. çağdaş toplumda geleneksel rollerin değişmeye başlaması sebep olabilmektedir. Emek yoğunluklu işler günümüzde geçim sağlayan mesleklerdir. Emek ve kazanç fiziksel bir özellik olmaktan çıkınca bayanlar daha bir üretime katkı sağlamaya başladı.

Bu süreçteki feminist yaklaşımlar, cinsiyeti iki kavram içinde değerlendirdiler: Biyolojik ve toplumsal gerçek. Biyolojik cinsiyetin kadının fizyolojik bedeni ile ilgili olduğunu belirten yeni kadın hareketleri, asıl mücadelenin toplumsal cinsiyet çerçevesinde yapılması gerektiğini vurguladılar. Kadının bedeninin erkek egemen iktidar tarafından kodlandığı, uyum gösteren sembolik bir anlamla eşleştirildiği ve kadının özgürlüğüne muhalif, eşitsiz ilişkiler içinde yeniden üretildiği savunuldu. Değişken bir fenomen olarak toplumsal cinsiyet cevherin varlığı değil, kültürel ve özgül ilişki kümeleri arasındaki noktasını ifade etti. Cinsiyetin toplumsal iktidar tarafından dayatılan bir kültürel kimlik olduğu, mevcut sistemin erkek yanlısı bir bakış açısından kendi norm ve kurumlarını oluşturduğu ve bu durumun ise kadınları sistem dışına ittiği gibi yaklaşımlar yeni kadın hareketlerinin sıklıkla kullandıkları argümanlardır. Durum ve vaziyet böyle iken feminist hareketlere göre kadın dışlanmış ve soyutlanmış oluyor. Oysaki gerçek öyle değil toplu taşım araçlarına bakıldığında, iş hayatında, güvenlik kurumlarında çarşıda, hayatta vs. artık kadın daha bir kendini gösteriyor. Ekonomik özgürlüğünü kazanmış kadın daha itirazcı durum alabiliyor. Boşanmaların ana sebepleri bu olmasa da, boşanmanın nedeni sayılabilecek aktif 10 maddesinden birini oluşturuyor bu durum.

 

Türkiye nüfusu en hızlı yaşlanan dünya nüfusları arasında bulunuyor. Demografik göstergeler(nüfus bilgileri) Türkiye nüfusunun yaşlandığını mutlak yaşlı sayısının ve  orta yaşlıların giderek arttığını göstermektedir. Teknik veriler ışığında bu veriler şöyledir; 1970 yılında toplam nüfusun % 4,4’ünü oluşturan 65 yaş ve üzeri nüfus, 2000 yılında % 5,7’ye ve son olarak da 2013 yılında % 7,7’ye ulaşmıştır. 2013 yılı itibariyle Türkiye’deki yaşlıların sayısı 5.891.694 kişiydi. Pek çok ülkenin nüfusundan daha fazla olan yaşlı nüfusun sosyo-ekonomik ve politik pek çok değişken üzerinde belirleyiciliği göz önüne alınmalıdır. Yine 1970 yılında 19 olan ortanca yaş, 2000 yılında 24,8’e, 2013 yılında ise 30,4’e yükselmiştir. Benzer şekilde 2007 yılından itibaren toplam yaş bağımlılık oranı ve genç bağımlılık oranı giderek düşerken, yaşlı bağımlılık oranı ise giderek yükselmektedir. 2007 yılında %10,7 olan yaşlı nüfus bağımlılık oranı 2013 yılında %11,3’e yükselmiştir. Doğum oranlarının ve nüfus artış hızının düşmesiyle birlikte, Türkiye nüfusunun yaşlanması hızla devam edecek gibi görünmektedir. Zira toplam doğurganlık hızının nüfusun yenilenme oranı olan 2,1’e yaklaşmış olmasıyla birlikte bu sürecin daha da hızlı gerçekleşmesi beklenmektedir. Yaşam beklentisi konusundaki rakamlar da nüfusun giderek yaşlandığını göstermektedir. 1960’larda kadınlar için 54 yıl, erkekler için 51 yıl olan yaşam süresi beklentisi 2030 yılında erkeklerde 74 yıl, kadınlarda 79 yıl olarak hesap edilmektedir.

 

Türkiye’nin yaklaşık % 8’i 65 yaşın üzerinde bulunmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu’nun yapmış olduğu projeksiyonlara göre Türkiye nüfusunun bahsedilen yıllarda, yarıdan fazlası 34 yaşın üzerinde olacaktır. 2023 yılında 84.247.088 kişi olması tahmin edilen Türkiye nüfusunun ortanca yaşı 34,6 ülkedeki yaşlı nüfusun oranı ise %10,2 ile 8,6 milyon kişiye ulaşacağı öngörülmektedir. 2075 yılında ise yaşlı nüfusun toplam nüfusa oranının % 27,7 olacağı beklenmektedir.

 

Durum bu minvalde devam ediyor Feministler doğurganlığı azaltmayı hedefliyor. Gerçekler ise başka şeyler söylüyor. Yaşam ise  devam ediyor.

 

Kalın sağlıcakla…

Yorum Yaz

Adınız :

Yorumunuz :

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Kocaeli Bizim Yaka Gazetesi

Karabaş Mah. Şehabettin Bilgisu Cad. Cebesoy Sok. Esentığ Apt. Kat: 1 (Eski Valilik Karşısı) İzmit KOCAELİ

İzmit Telefon: (0 262) 325 41 00

Bu sitenin sahip olduğu tüm resim, yazı ve makale hakları Bizim Yaka Gazetesi'ne ait olup kaynak gösterilmeden izinsiz bir biçimde kullanılamaz.
AMERİKAN KÜLTÜR OKULLARI ACARLAR TURİZM YENİ Beykar Sanberk İnşaat artıotomat Hazal parke İbrahimoğlu İnşaat 2016
cemtur son reklam MOBESKO Aytaş Şömine Akmis Eleman ilanı